🎟️ Necip Fazıl Kısakürek Cami Ile Ilgili Sözleri
SemtMahalle olarak Zafer Mh. ve Bahçelievler ilçesine bağlıdır. Necip Fazıl Kısakürek Lisesi haritası Istanbul ili içinde nerede olduğu harita merkezinde gösterilmektedir. Necip Fazıl Kısakürek Lisesi posta kodu 34194. Necip Fazıl Kısakürek Lisesi GPS koordinatları 41° 0´ 3.4056" ve 28° 50´ 10.0212".
Camiye dikey olarak gel, yatay olarak zaten geleceksin. (Necip Fazıl Kısakürek) Cami yıkıldıysa mihrap yerinde, kalır güzellikten eser demişler. (Yesari) Cahiller serbest ama bütün yollar yasak. Onlar meydana hakim, bizse camide tutsak. (Necip Fazıl Kısakürek) Mescitler şüphesiz Allah’ındır. Öyleyse oralarda Allah’a
resimli Necip Fazıl Kısakürek sözleri, Üstad necip fazıl’ın en güzel sözlerinden oluşturduğumuz galerimizi beğeneceğinizi umuyoruz. resimli Necip Fazıl Kısakürek sözleri konumuzdan sonra diğer Necip Fazıl konularımıza aşağıdaki linklerden kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Semih YAŞAR.
Meclistenfotoğraflar( ANKARA ) - Milletvekilleri birbirlerinin üzerlerine yürüdü ANKARA - Necip Fazıl Kısakürek'in sözleri TBMM Genel Kurulu'nda tansiyonu yükseltti. TBMM Genel Kurulu
Bu sayfada size Necip Fazıl Kısakürek sözleri hazırladık. Bu harika sitede bu ve buna benzer daha birçok güzel söz bulunmaktadır. Bu güzel ve anlamlı sözleri kısa mesajla gönder ya da sosyal medyada paylaş tercih senin ne yapmak istersen onu yap. NECİP FAZIL’IN HARİKA SÖZLERİ
Necip Fazıl Kısakürek Kapak Sözleri. Yazar Sibel 31/05/2020. ← Önceki Sonraki →. Basit kişiler hep ilgi görür, kaliteli kişiler ise hep yalnız kalır. Çünkü ucuz malın alıcısı çok olur. Necip Fazıl Kısakürek. Artık sana hakaret etmeyeceğim. Çünkü hiçbir hakaret senin kadar alçalamaz.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının üzerinden 39 yıl geçti. “Çile”, “Kaldırımlar”, “Örümcek Ağı” adlı şiirleri, “Reis Bey”, “Bir Adam Yaratmak” ve “Tohum” adlı oyunların da aralarında bulunduğu çok sayıda unutulmaz eseri Türk edebiyatına miras bırakan Necip Fazıl Kısakürek’in
QBHRg. Bu sayfada Türk şâir, yazar ve düşünür Necip Fazıl Kısakürek ait 253 adet sözleri / alıntıları ve hayatı yer almaktadır. Necip Fazıl Kısakürek kimdir? Ölüm / doğum tarihi kaçtır? Ahmet Necip Fazıl Kısakürek mesleği, nereli, hayatının özeti, kısaca özgeçmişi, kaç yaşında gibi bilgilere ulaşacaksınız. Adı Necip Fazıl Kısakürek Doğum 26 Mayıs 1904 Ölüm 25 Mayıs 1983 Mesleği Türk şâir, yazar ve düşünür Necip Fazıl Kısakürek Kimdir Sayfası Bu sayfada Necip Fazıl Kısakürek hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Necip Fazıl Kısakürek sayfasında hata veya düzeltme bildirimi için lütfen çekinmeden bizimle irtibata geçiniz. Bildirin. Necip Fazıl Kısakürek, Tüɾk şaiɾ, ɾomancı, oyun yazaɾı ve İslamcı ideolog. 1904 yılındа İstаnbul'dа Mаrаşlı bir аilenin oğlu olаrаk dünyаyа geldi. Bаbаsı o sırаdа hukuk öğrencisi olаn ve dаhа sonrаki yıllаrdа Bursа'dа âzâ mülаzımlığı, Gebze sаvcılığı ve Kаdıköy hâkimliği görevlerinde bulunаn hukukçu Abdülbаki Fаzıl Bey, аnnesi Girit ensаrlаrındаn bir аilenin kızı olаn Medihа Hаnım'dır. Ailenin tek çocuğu idi. Ailesi onа “Ahmet Necip” аdını verdi. Necip аdını, bаbаsının büyükbаbаsı Necip Efendi'den аldı. Necip Fazıl Kısaküɾek, 24 yaşındayken yayımladığı ikinci şiiɾ kitabı Kaldıɾımlaɾ ile tanınmış ve Kaldıɾımlaɾ Şaiɾi lakabıyla anılmıştıɾ. 1934 yılına kadaɾ sadece şaiɾ olaɾak tanınmış ve o deviɾde Tüɾk basınının meɾkezi olan Bâb-ı Âli'nin önde gelen isimleɾi aɾasında yeɾ almıştıɾ. 1934 yılında Abdülhakim Arvâsi ilе tanıştıktan sonra büyük bir dеğişim yaşayan Kısakürеk, 1943-1978 arasında 512 sayı yayımlanan Büyük Doğu dеrgisi yoluyla İslamcı görüşlеrini kamuoyuna duyuran vе Büyük Doğu Harеkеti'nе öndеrlik еdеn bir şairdir. Dеrgi, Türkiyе'dе antisеmitizmin vе antikomünizmin yayılmasında öncü bir rol oynamıştır. Çocukluğu dönemin ünlü hâkimlerinden olаn büyükbаbаsı Mehmet Hilmi Bey'in Çemberlitаş'tаki konаğındа geçti. 15 yаşınа kаdаr önemli hаstаlıklаr geçirdi. 4-5 yаşlаrındа iken dedesinden okumаyı öğrendi ve büyükаnnesi Zаfer Hаnım'ın dа etkisi ile tutkulu bir okuyucu hаline geldi. İlköğɾenimini pek çok faɾklı okulda aldı. Kısa biɾ süɾe Gedikpaşa'daki Fɾansız Fɾeɾleɾ Mektebi'nde okudu. 1912 yılında Ameɾikan Koleji'ne kaydedildi ancak yaɾamazlıklaɾı nedeniyle bu okuldan atıldı. Eğitimine önce Büyükdeɾe'deki Emin Efendi Mahalle Mektebi'nde, aɾdından yatılı biɾ okul olan ve Raif Ogan'ın yönettiği "Rehbeɾ-i İttihat Mektebi''nde devam etti. Sonɾaki yıllaɾda yakın dostu olacak olan Peyami Safa'yı bu okulda tanıdı. Rеhbеr-i İttihat Mеktеbi'ndе dе fazla kalmayıp Büyük Rеşit Paşa Numûnе Mеktеbi'nе vе daha sonra sеfеrbеrlik sеbеbiylе gidilеn Gеbzе'nin Aydınlı Köyü'nün ilk mеktеbinе yazıldı. Kız kardеşi Sеma'nın bеş yaşında ölümündеn sonra annеsi vеrеmе yakalanınca ailеsi Hеybеliada'ya taşındı vе böylеcе Necip Fazıl Kısakürek ilk öğrenimini, Heybeliаdа Numûne Mektebi'nde tаmаmlаdı. 12 yаşındа şiire bаşlаyаn Necip Fаzıl'ın ilk şiir kitаbı 17 yаşındа iken yаyımlаndı ve şiirleri Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bаkаnlığı'nın ders kitаplаrındа okutuldu. Genç yаştа yаzdığı tiyаtro eserleri, dönemin tiyаtrolаrındа аylаrcа kаpаlı gişe sаhnelendi. Pаris dönüşü yаyımlаdığı Örümcek Ağı ve Kаldırımlаr аdlı şiir kitаplаrı onu çok genç yаştа ünlü yаptı. Henüz otuz yаşınа bаsmаdаn çıkаrdığı yeni şiir kitаbı "Ben ve Ötesi" 1932 ile tаkdir toplаmаyı sürdürdü. Birçok kişi tаrаfındаn dа çok sevilen şаir, "Üstat Necip Fazıl Kısakürek" olarak anılmaya başlandı. Necip Fazıl Kısakürek, 1934 yılındа Nаkşî şeyhi Abdülhakim Arvâsi ile tanıştıktan sonɾa İslami kimliği ile öne çıkmaya başladı. Bu dönemde, hemen tümünde üstün biɾ ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatɾo eseɾleɾini biɾbiɾi aɾdına kaleme aldı. Tohum, Paɾa, Biɾ Adam Yaɾatmak, Nam-ı Diğeɾ Paɾmaksız Salih gibi piyesleɾi büyük ilgi göɾdü. Cinnet Mustatili adlı eseɾinde hapishane anılaɾı yeɾ alıɾ. 1936'da biɾ kültüɾ-sanat deɾgisi olan “Ağaç Mecmuası”nı çıkaɾmaya başladı. İlk sayısı 14 Maɾt 1936'da Ankaɾa'da çıkaɾılan deɾgi, ilk altı sayıdan sonɾa İstanbul'da çıkaɾılmaya başladı. Deɾgi, spiɾitüalist özellikleɾe sahipti ve Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı gibi önеmli еdеbiyatçılardan dеrgiyе katkı sağlanmaktaydı. Büyük ölçüdе Türkiyе İş Bankası tarafından finansе еdilеn dеrginin yayın hayatı 16 sayı sürdü. Sık sık kapatılan vеya toplatılan Büyük Doğu'nun çıkmadığı sürеlеrdе günlük fıkra vе yazılarını Yеni İstanbul, Son Posta, Babıalidе Sabah, Bugün, Millî Gazеtе, Hеr Gün vе Tеrcüman gazеtеlеrindе yayımladı. kaynak wiki Necip Fazıl Kısakürek'in Eserleri Örümcek Ağı 1925, Kaldırımlar 1928, Ben ve Ötesi 1932, Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil 1933, Tohum 1935, Beklenen 1937, Bir Adam Yaratmak 1938, Künye 1938, Sabır Taşı 1940, Namık Kemâl 1940, Çerçeve 1940, Para 1942, Vatan Şairi Nâmık Kemâl 1944, Müdafaa 1946, Halkadan Pırıltılar Veliler Ordusundan 1948, Nam 1949, Çöle İnen Nur İzinsiz Baskı 1950, 101 Hadis Büyük Doğu'nun 1951'de verdiği ek 1951, Maskenizi Yırtıyorum 1953, Sonsuzluk Kervanı 1955, Cinnet Mustatili Yılanlı Kuyudan 1955, Mektubat'tan Seçmeler 1956, At'a Senfoni 1958, Büyük Doğu'ya DOĞRU İdeolocya Örgüsü 1959, Altun Halka Silsile 1960, O ki O Yüzden Varız Çöle İnen Nur 1961, Çile 1962, Her Cephesiyle Komünizm 1962, Türkiye'de Komünizm ve Köy Enstitüleri 1962, Ahşap Konak Büyük Doğu'nun 1964'te verdiği ek 1964, Reis Bey 1964, Siyah Pelerinli Adam Büyük Doğu'nun 1964'te verdiği ek1964, Hazret 1964, İman ve Aksiyon 1964, Ruh Burkuntularından Hikâyeler 1965, Büyük Kapı O ve Ben 1965, Ulu Hakan II. Abdülhamid Han 1965, Bir Pırıltı Binbir Işık 1965, Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar I 1966, Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar II 1966, Büyük Kapı'ya ek Başbuğ Velilerden 1966, İki Hitabe Ayasofya / Mehmetçik 1966, El Mevahibü'l Ledüniyye 1967, Vahidüddin 1968, İdeolocya Örgüsü 1968, Türkiye'nin Manzarası 1968, Tanrı Kulundan Dinlediklerim I 1968, Tanrı Kulundan Dinlediklerim II 1968, Peygamber Halkası 1968, 1001 Çerçeve 1 1968, 1001 Çerçeve 2 1968, 1001 Çerçeve 3 1968, 1001 Çerçeve 4 1968, 1001 Çerçeve 5 1968, PiyeslerimUlu Hakan/Yunus Emre/S. P. Adam 1969, Müdafaalarım 1969, Son Devrin Din Mazlumları 1969, Sosyalizm Komünizm ve İnsanlık 1969, Şiirlerim 1969, Benim Gözümde Menderes 1970, Yeniçeri 1970, Kanlı Sarık 1970, Hikâyelerim 1970, Nur Harmanı 1970, Reşahat 1971, Senaryo Romanları 1972, Moskof 1973, Hazret 1973, Esselâm 1973, Hac 1973, Çile Nihaî Tertib 1974, Rabıta 1974, Başbuğ Velilerden 33 Altun Silsile 1974, O ve Ben 1974, Bâbıâli 1975, Hitabeler 1975, Mukaddes Emanet 1976, İhtilal 1976, Sahte Kahramanlar 1976, Veliler Ordusundan 333 Halkadan Pırıltılar 1976, Rapor 1 1976, Rapor 2 1976, Yolumuz, Halimiz, Çaremiz 1977, Rapor 3 1977, İbrahim Ethem 1978, DOĞRU Yolun Sapık Kolları 1978, Rapor 4 1979, Rapor 5 1979, Rapor 6 1979, Aynadaki Yalan 1980, Rapor 7 1980, Rapor 8 1980, Rapor 9 1980, Rapor 10 1980, Rapor 11 1980, Rapor 12 1980, Rapor 13 1980, İman ve İslâm Atlası 1981, Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu 1982, Tasavvuf Bahçeleri 1983, Kafa Kâğıdı 1984, Hesaplaşma 1985, Dünya Bir İnkılâp Bekliyor 1985, Mümin 1986, Öfke Ve Hiciv 1988, Çerçeve 2 1990, Konuşmalar 1990, Başmakalelerim 1 1990, Çerçeve 3 1991, Hücum Ve Polemik 1992, Başmakalelerim 2 1995, Başmakalelerim 3 1995, Çerçeve 4 1996, Edebiyat Mahkemeleri 1997, Çerçeve 5 1998, Hâdiselerin Muhasebesi 1 1999, Püf Noktası 2000, Bekleyen, Bayram Necip Fazıl Kısakürek Sözleri 253 Adet Aşağıdaki Necip Fazıl Kısakürek sözleri hakkında hata olduğunu düşünüyorsanız veya sayfamızda bulunmayan Necip Fazıl Kısakürek sözlerini sayfaya ilave etmemizi istiyorsanız irtibata geçiniz. Bildirin. Kimileri vardır aşkın en yücesine layıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de, aşağılıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesine layıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de, aşağılıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesine layıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de, aşağılıktır. Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; Dünya beş para etmiyor. Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları ise alçak olmaya gönüllüdür. Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık. Odayı saran odun kokusu, dışarıda çiseleyen bir yağmur, sıcak bir çay. Aklımda çocukluğumdan kalma bir masal. Sokak lambası gibi olma ey yar! Kime yandığın belli olsun. Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; dünya beş para etmiyor. Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık. Kula kulluk etme! Unutma ki sen de kulsun. Ve kimseye gerektiğinden fazla önem verme! Yoksa, unutulursun. Namaz camiden çıkınca, hac Mekke'den dönünce, ramazan oruç bitince başlar. Sokak lambası gibi olma ey yar! Kime yandığın belli olsun. Kula kulluk etme! Unutma ki sen de kulsun. Ve kimseye gerektiğinden fazla önem verme! Yoksa, unutulursun. Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya gönüllüdür. Kızgınlığım geçer de; kırgınlığıma çare bulamadım. Sokak lambası gibi olma ey yar! Kime yandığın belli olsun. Kimileri vardır aşkın en yücesine layıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de, aşağılıktır. Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; dünya beş para etmiyor. Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları ise alçak olmaya gönüllüdür. Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya gönüllüdür. Sokak lambası gibi olma ey yar! Kime yandığın belli olsun. Kimileri vardır aşkın en yücesine layıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de, aşağılıktır. Her ağızda, her telde fanilik dırıltısı. Sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı. Her ağızda, her telde fanilik dırıltısı. Sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı. Kişiye göre davranacaksın, küçükle küçük olacaksın hatta; ama seviyesizin seviyesine inecek kadar düşmeyeceksin hayatta. Hayatı müsvedde yaşamayın, temize çekmeye vaktiniz olmayabilir. Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan, bir günahı, seni beklediğim kadar. Allah, tanrı'nın belasını versin! Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan, bir günahı, seni beklediğim kadar. İnsan sevme hissini israf etmemeli. Kim ne kadar sevilmeye layıksa, onu o kadar sevmeli. Aydınlık yolu herkes bulur mesele karanlık yolda ışık aramak. Cevabımın şiddetinden susuyorum! Zamanın çarkları, sizi yürütüyor! Zamanın çarkları, beni öğütüyor. Yalnızca Allah'a inanın, Gerisi inanılacak gibi değil. Zonklayan basım benim, kan pıhtısı, cerahat; ona yastıkta değil, secde yerinde rahat.. Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana; yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana. Öz anne-babasını huzurevine gönderip, evde kedi köpek besleyen insanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz..! Kimileri vardır aşkın en yücesine layıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de, aşağılıktır. Şiirde gaye, kökte allah ve mutlak hakikat olarak, dalda sırrılık ve remziliktir. An oluyor bir garip duyguya varıyorum ; ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum? İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa imha için de o kadar cehalet kafidir.. Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur! Ne var ki pazarlığa girişecek ecelle, sermayem tek kelime allah azze ve celle. Bana çağdışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da, içinde mi boğulayım. Ölümüz dirimiz. Her gün birimiz. Bir gün hepimiz. Hakk'a gideceğiz.. Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen; değerimi bildiğin gün beni yanında bulamazsın.. Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazılarıda alçak olmaya gönüllüdür . ! Ne gelirse başımıza hakk'tandır; fakat geliş sebebi, hakk'tan ayrılmaktandır. Felsefe; çürük cevizlerle dolu bir denizde sağlam cevizi aramaktır. Şöyle karacaahmet, bu ne acıklı talih! Taşlarına kapanmış, ağlıyor koca tarih! Ben ve nazım herzaman kavga etmiştiriz ama biz hapishanede birbirimize ekmek vermiş insanlarız ey benim düşümdekiler nazım sevin demiyorum ama saygı duyun onun kadar türkiye sevdalısı yoktur. Ey bir aileye bile hükmedemeyen ilerici. Üç kıtaya, yedi denize hükmeden ecdadın mı gerici? Başım çığlıklı bir çocuk, onu nasıl avutsam? Ne yapsam da ölümü bir saatçik unutsam? Dinde zorlama yoktur, insan özgürdür elbette! İsteyen bu dünyada pişer, isteyen ahirette! Her kahkahanda allah'a teşekkür etmiyorsan, neden her ağladığında o'na kızıyorsun? Şimdi fatih kalksa mezarından ne ben onu tanırım ne o beni tanır. Ama istanbul'u bizanslılar almış deyip tekrar savaşır. Adam olmak cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesidir. Cevabımın şiddetinden susuyorum! Büyük randevu.. Bilsem nerede, saat kaçta? Yolumun karanlığa saplanan noktasında, sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum. Tereddüt edersen bacakların seni taşımaz. Yürüyeceğim de, baş ve yürü! Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen ; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu! Kadın ; hristiyanlıkta yol kesici bir engel, islamda ise yol açıcı bir kanattır. Ya allah'a baş eğer hiç kimseye eğmezsin, ya da herkese baş eğer hiçbir şeye değmezsin. Örtü, şuuruyla takılmadığında da allah katında bir değeri olsaydı, cennetin baş köşesine rahibeler otururdu. Yum gözünü, kalbine her an yokluğu üfür ! Kendinden geçmek iman, kendinde olmak küfür.. Hayatın çilesine tahammül gerek, değil mi ki sefa ile cefa müşterek. Sizce ağlamak için gözyaşı mı gerek? Bazen dertliler de ağlar ama gülerek.. Ömür ağaç dalında savrulan bir yapraktır; ne kadar genç olursan ol sonun kara topraktır! Rahminde cemiyetin ben doğum sancısıyım, mukaddes emanetin dönmez davacısıyım ! İçimizde bu kadar perişan hâle getirilmeseydik; dışımızda bu kadar hürmetsizliğe uğramayacaktık. Ellerime uzanan dudakları tepeyim, allah diyen gel seni ayağından öpeyim! Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı; elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı! Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla! Yasaya dursun insan, hayat dediği zanla. Yalnızım diye üzülmüyorum. Çünkü biliyorum, yalnız insanın ihanet edeni de olmaz .! Beni kimsecikler okşamaz madem, op beni alnımdan; sen op seccâdem. Son günüm yaklaştı görüneşiye, kalmadı bir adım yol ileriye; yüzünü görmeden ölürsem diye, üzülmekteyim ben, üzülmekteyim. Bugün ağla çocuğum, yarın ağlayamazsın! Şimdi anladığını sonra anlayamazsın ! Ömrün ilk yarısı; ikinci yarısını beklemekle, ikinci yarısı da; ilk yarısının hasretiyle geçer. Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta? Biz şiiri iman için bilmişiz; ve bu mihrak bilgiyi, her bilginin geçtiği binbir yol ağzı biliyoruz. Gençliğine doyamadan gitti, derler. Doymak mümkün mü ki, doyup da gitsin. Doymak burada değil. Burası açıkmanın yeri. Allah'ı bulamamacasına aramak, ebediyen aramak olan şiirin gayesi, ilk dayanak ve çıkış noktası olarak din temeline muhtaçtır. Yön yön sarılmışım ne yana baksam, sarılan olur da saran olmaz mı? Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam, geçip de aynaya soran olmaz mı? Kendi kendimizin altında kalmamalıyız ki cemiyetin üstüne çıkalım. Şah damarına bakmayı akıl edemeyenler ALLAH'ı hep gökyüzünde aradılar Bilmezmisin ALLAH mekân münezzehtir. Yukarda ALLAH var demek bile ALLAH'a sınır. Şu geçeni durdursam, çekip de eteğinden; soruversem haberin var mı öleceğinden? Adalet mülkün temeli ama bir de insanlığın temeli var O da sevgi. Sizde olan tükenir onda olan sonsuz, feza sizin olsa ne yapacaksınız onsuz. Necip fazıl'a sormuşlar Domateşçi, biberci bağırır da kuyumcu bağırmaz. Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez. Düşünemeyenler ise hep kavga içindedir. Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, anladım ki yok allahtan başkasına yakınlık.! Önüne gelenle değil, seninle ölüme gelenle beraber ol. Rabbim , rabbim , bu işin , bildim neymiş türkçesi; senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi. Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti, iyi insanlar iyi atlara binip gitti. Bizler açlıkdan karnına taş bağlayan peygamberin , doymak bilmeyen ümmetiyiz . Allah dostu odur ki, nefsine tek pay biçmez ; kırk yıl bir eksi ayran özler de onu içmez. Cenazemde olmasın çelengim top arabam. Tabutumu taşısın dört tam inanmış adam. Bir kişinin herkes, herkesin de bir kişi olduğu hakikati işlâmindir. Kadın mezarlığa girerken basını kapıyor, dışarı çıkarken açıyor, ölüye karşı kapayıp, diriye karşı açmak akıl almaz. Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; bana rahat bir dösek serince yerin altı, bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan.. Her ağızda, her telde fanilik diriltisi , sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı !! İnsanı olgunlaştıran yaşı değil, yaşadıklarıdır.! Gençlik.. Gelip geçti.. Bir günlük sustu; nefsim doymamaktan dünyaya kustu. Ben geçmişimi durdum, büktüm ve kaldırıp çöpe attım, bu çöpleri ise ancak; kediler ve köpekler karıştırır! Yine bir gün üstad'a sormuşlar üstad özel arabanız yok mu? Üstad düşünmeden cevap verir ona en son bineceğiz. Ayağın taşa takıldığında Elindeyse zamana, dur, geçme diye dayat.! Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat. Sanma oruç, bu akşam tıklım tıklım ye diye; bu akşam, yarın oruç tutabilmek için ye. Eğer tadını bilirseniz ekmeği paylaşmak ekmekten dehe lezzetlidir. Kainatta ne varsa suda yaşadı önce; üstümüzden şu geçer doğunca ve ölünce. Allah bir! Demektense ecel teri dökerken; oluversem, beklenmez anda allah bir erken.. Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli mali olanlar bağırmaz. Allahsız adamın fikrine, allahsız cemiyetin mefkuresine, allahsız idarenin başarısına ve allahsız ordunun silâhina inanmıyorum! Abdülhamid'i anlamak herşeyi anlamak olacaktır. Tövbe kapısı açık dediysek, yeni günahlara koşman mı gerek? Gaye tek, ölmemek. Bin Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak, hiçbir şey bizim değil. Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık.. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık. İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal, hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal. Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri! Sadece, beyni zonk zonk sızlayanlardan biri! Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var; oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var! Dün geçti bugünü düşünüyorum, yarın var mı? Gençliğine güvenme, ölenler hep ihtiyar mı? Çıkamam, aynalar, aynalar zindan. Bakamam, aynada, aynada vicdan; beni beklemeyin, o bir hevesti; gelemem, aynalar yolumu kesti. Anladım işi ; san'at allah ı aramakmış, marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış.. Biz bize gerici diyenlere ancak deh demek için gerideyiz .. Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz. İşaret bekliyorum, yağız atım eğerli, sorarsalar yanarım, ne getirdin değerli? Allah var fakat bizim ondan, yalnız sorulduğu zaman haberimiz var! Ya islamla yükselir, ya inkarla çürürsün, bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün. İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan kork. Seni aramam için beni uzağa attın, âlemi benim, beni kendin için yarattın. Halbuki müslümanlık, zor içinde en kolay; pahalılık içinde de bedava kurtuluş câresidir. Düşünüyorum o'ndan evvel zaman var mıydı? Hakikatler, boşluğa bakan aynalar mıydı? Bir namazim, bir duam, birde eski seccadem, hepsi hepsi bu kadar, işte benim sermaye. Bir kız öğrenciyi, başını örttüğü için tahsil hakkından mahrum etmek, istiklal savaşı başlarında ve maraş'ta, düşmanlar tarafından başörtüsü çıkarılıp düşürüldüğü için başlayan milli şahlanışın ruhuna tükürmektir. Yol onun varlık onun, gerisi hep angarya. Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk sakarya. İnsan başiyle fare kafasını birbirinden ayıran tek hassa, fikir öfkesidir. Kişiye göre davranacaksın, küçükle küçük olacaksın hatta; ama seviyesizin seviyesine inecek kadar düşmeyeceksin hayatta. Zamanın çarkları sizi yürütüyor, zamanın çarkları beni öğütüyor. Ruhumu eritip de kalıpta döndürmuşlar; onu istanbul diye toprağa kondurmuşlar. Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! Çocukken gün battı mı, bir köşede ağlardım; nihayet döne döne aynı noktaya vardım. Anladım işi sanat allah'ı aramakmış, marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış. Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, ödündür. Çok sıkıldıysan hayattan, bir mezarlığa git. Ölüler iyi bilir ; yaşamak güzeldir. Keşke ben allah kelimesinden başka, ağzından tek söz bile çıkmayan bir dilsiz olsaydım! Bana bir ben lazım, bir de beni anlayan. Beni bir ben anlarım, bir de beni yaradan .. Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten affet, senden habersiz aldığım her nefesten. Sabırda pişer körük, yerle bir olur doruk. Sabır , sabır ve sabır, işte kur'an 'da buyruk . İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar ilginçtir. 'Acısını o an yaşar, yokluğunu ömür boyu. Geçti, istemem gelmeni, yokluğunda buldum seni; bırak vehmimde gölgeni, gelme, artık neye yarar? Hep nefis çıkar karşıma, olup olup dirilsem; insandan kaçmak kolay, kendimden kaçabilsem. Fikrin olduğu her yerde şiddet, operatörün neşteri gibi bir nimet, olmadığı yerde de kaatilin bıçağı şeklinde bir âfettir. Hayatın çilesine tahammül gerek, değil miki sefa ile cefa müşterek? Sizce ağlamak için göz yaşı mı gerek? Bazen dertliler de ağlar ama gülerek.. Af var diye işlenen suçtan vicdan burkulur; affı sigortalayan hayâsizdan korkulur.. Diyorlar bana, kalsın şiirde sözde yerde , sen araştır, göklere çıkan merdiven nerde. İnsan bu şu misali kıvrım kıvrım akar ya, bir yanda akan benim diğer yanda sakarya. Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın. Veren de o alan da o, nedir senden gidecek? Telaşını gören de, can senin zannedecek. Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım. Arı bal yapar, fakat balı izah edemez. Ağaçtan düşen elma da arz cazibesi kanunundan habersizdir. Bu kasvet dünyasında kalmadı özlediğim, namaz vaktinden başka, anını gözlediğim . Nazım benim cezaevi arkadaşımdı, düşüncelerimiz farklı olsada. Hayat dediğin allah c. c. için değilse, ne çıkar hayat önünde eğilse. Düşünmek su, bu değil, öteleri düşünmek; sizinse düşünceniz yataklarda eşinmek . Mâsum, küçücük bir taşın beresi üzerine flaşter yapıştırmak ne demek? Haklı, koca bir güllenin yere sereceği leşinin üstünü örtecek kanlı kefenden ne haber? Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu? Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu? Ölüm herkesin başına gelir, ama geç ama erken. Ya kazanırken, ya da kazandığını yerken. Kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan çürür. Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; dünya beş para etmiyor. Allah'ın ön pulunu bekleyedursun on kul bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa yaşasın kefenimin kefili karaborsa. Gövdesini komple kapıya doğru çevirerek bak şimdi de kapıya döndüm! kendisine 'üstad bu ne hal, saç sakal karışmış, maymuna dönmüşsün!' diyen birine. Sonunda 'eyvah' diyeceğin şeylere, basında 'eyvallah' deme. Pişman ol fakat pişman ölme. Sevdalın şu dağı del dese, koşar, delersin! İş allaha geldi mi, gücün yok, sendelersin! Kula kulluk etme ! Unutma ki sen de kulsun. Ve gerektiğinden fazla önem verme ! Yoksa, unutulursun. Öyle insanlar vardır ki; lağıma düşseler, lağımı kirletirler. Payımıza şükût düştüğünden beridir, kalbimizin sesini daha bir güzel duyar olduk. Gideriz, nur yolu izde gideriz, taş bağırda, sular dizde, gideriz, bir gün akşam olur, biz de gideriz, kalır dudaklarda şarkımız bizim. Haram kazanılan as, asdan sayılmaz..hak için akmayan yaş, yaşdan ayılmaz. Kişi, başım var diye övünmesin; secdeye varmayan baş, baştan sayılmaz. Allah, ızdırabını çektirmediği şeyin, nimetini vermez! Benim idealimdeki rejim olsa, seni astirirdim. Sonra ise mezarını türbe yaptırırdım. nazım hikmet'e. Akıldan büyük nimet, zekadan da ağır yük tanımıyorum. Ey gönül, gidenden ümidini kes! Kaçan bir hayale benziyor herkes, sanki kulağıma gaipten bir ses buluşmalar kaldı mahşere diyor. Sevdiğini belli et. Gizlemek başkalarına fırsat vermektir. Bu dünyada renk, nakış, lezzet ne varsa kuşum; gözümde son marifet, azraile tebessüm. İşte iz, geliniz, toprak post, allah dost. Ölüm her aklına geldiğinde 'ah' edip 'vah' edip inleme; bu halinle rabbimi incitmiş olacaksın. Ecel kapıyı çaldığı zaman evi telaşa verme; o geldiği zaman, sen çoktan gitmiş olacaksın. Ben bir garip insanım. ne tahtım var, ne tacım. tut elimden allah'im. yalnız sana muhtacım. Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam; geçip de aynaya, soran olmaz mı? Camiye dikey olarak gel, yatay olarak zaten geleceksin!. Diz çok ey zorlu nefs, önümde diz çok. Ne basını kapat, altını göster; ne altını kapat, üstünü göster. Hepsini kapat, imanını göster. Demokrasi, kendini çölde hayal edenlerin serabidir. Yaşanmaya değer hayatı bul ve ölümsüzlüğe geç! Helal ile beşlersen çocuğunu hürmet ile öder borcunu, haram ile beşlersen o'nu hakaret ile öder borcunu. Abdülhamid'i anlamak herşeyi anlamak olacaktır. Olursun..kapanır yollar geriye ben mezarla sırdaş olur, beklerim varılmaz hayale işaret diye toprağında bir taş olur beklerim. İsterseniz hayat aşını verin; sayılı nımetler bal olsa yemem! İdrâkin aczini idrâk, idrâkin ta kendisidir. Benimki benim, seninki de senin! Bu şeriattır.. 'Seninki senin, benimki de senin! .. Bu tarikattır. Ne benimki benim ne de seninki senin..herşey allah'ın! Buda hakikattır!! Ölüm güzel bir şey, budur perde arkasından haber, güzel olmasaydı olur muydu peygamber! Yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra, züleyha baştan aşağı afet olsa ne yazar. İslamiyet avrupa'dan gelse müslüman olacaksınız . !! Ey düşmanım, sen benim ıfâdem ve hızımsın; gündüz geceye muhtaç, bana da sen lâzimsin! Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür sana çöl gibi gelen, o gol diyorsa goldur.. Çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin, yatağını yorganını satardın. Sırma renginde pislik, dünyanın süsü pusu, bende tek aziz eşya annemin başörtüsü. Yarın elbet bizim, elbet bizimdir gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.! Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Uğruna ölmekse seni yaşatmak bin kere olurumde adına leke sürdürmem, gururdur namustur bayrak ve sancak, aksada kanım zalimi güldürmem! Benim istediğimi, Allah istemiyorsa konu kapanmıştır. Fikirde, sanatta, anlayışta, anlatışta, buluşta, tutuşta, dağıtışta, toplayışta ve nihayet yaşanmaya değer hayatın ölçülerini billûrlaştırma işinde dünyanın en büyük adamı olmak isterdim; nefsim için değil de, sırf o'nun ümmetinden en hakîr ferde düşen lıyakat payını ve üstünlük derecesini göstermek için. Soruldu mu ne bilirsin diye; Ey müslüman, sana düşen nimet sadece çile.. Uyumamak ve düşünmeye memur olmak.. Bu çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin, yatağını ve yorganını satardın! Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.! Gökler ağlıyor, biz ağlamışız çok mu? Bize yobaz diyorlar, haberin yok mu? Salaklık bulaşıcıdır. Yüz daha versen yüz üman yüzler bilirim. Yokuşlara kardeş olan düzler bilirim .dünya öküzün üstünde derler ama; dünyanın üstünde nice öküzler bilirim !.. Tanrı sizi korusun, bizi allah korur. Patışka kefen çürük teneşir işli kazan. Minarede Bir tohumda ; gövdesi, dalları, yaprakları ve meyvesiyle bütün bir ağaç gizlidir. İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. Ne azap ne sitem yalnızlıktan.. Kime ne; asılmaz duvar bendedir. Süslenmiş gemiler geçer açıktan, sanırım, gittiği diyar bendedir. Yaram var, havanlar dövemez merhem, ...yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem, ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem, yollar ki, allaha çıkar, bendedir. Seni affetmek hayatımın en büyük hatasıydı. Nerden bilebilirdimki. Katilini affedersen seni yine öldüreceğini. Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret, ebedi bir yaşam için gayret yok hayret. İnsanlar ikiye ayrılır; vaktini beşe ayıranlar, vaktini boşa ayıranlar. Öyle ucuz değil gül koklamak.. Gül tutan ele diken batmalı.. Bir aşka gönül veren o aşkın kapısında yatmalı! Nöbet sende diye aldanma sakin, zannetme bakidir devranın senin! Bir gün bizim köye yolun düşerse, boynuna asılır fermanın senin! Güzel allah ' im, senden ne gelecekse gelsin ; sen ki ; rahmetinle de , kahrınla da güzelsin. Allah c. c dostunu gördüm bundan altı yıl evvel, bir akşamdı ki, zaman donacak kadar güzel. Hakim sakalı uzamış necip fazıl'a Bu nasıl dünya, hikayesi zor. Müjdecim, kurtarıcım, efendim, peygamberim sana uymayan ölçü; hayat olsa teperim! Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar; ne kendisine yâr, ne kimseye yâr, bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr, gölgemin peşinden yürür giderim. Sokak lambası gibi olma ey yar . Kime yandığın belli olsun. Zıtlar arası ahenk, af ve günah yarışta.. Benim ayağımın altıda müsait başımın üstüde nerde olacağını sen belirle.. Ölüm zorların zoru, yaşamak ondan da zor! Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan, bir günahı, seni beklediğim kadar. Sustum ! Birikti yanaklarıma alfabe. Ya ilahi ya rab sükutumu en güzel duam eyle!. Kelimenin bittiği yerde konuş ecelle ; de ki, bildiğim tek söz, allah azze ve celle. Ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda, söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda. Şiirde baş unsur, fikirle hissin ara çizgisi üzerinde, duygulasmış düşüncelerdir. İki insan çeşidi vardır. Zaman geçtikte hatalarıyla yüzleşen! Zaman geçtikçe yüzsüzleşen. Kadından kendisinde olmayanı isteriz; hasret yerinde kalır ve biz çekip gideriz. Hayatımızın yarısını uyuyarak geçiriyoruz, diğer yarısınıda uyutularak.. Biz; ayakları şişene kadar namaz kılan peygamberin, gözleri şişene kadar uyuyan ümmetiyiz. Şu iner yokuşlardan, hep basamak basamak; benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Ağaçtan düşen yaprak nasıl kurumaya mahkumsa; gönülden düşen insan da 'unutulmaya mahkumdur. Sabır, çekilen şeyi duymamak değil, ona dayanmayı bilmektir. Chp bir parti değil. Türk'e dinini, dilini, ve özünü kaybettirmeye memur, bir katliam müessesesidir. Dinin olmadığı yerde hiçbir şey yoktur; yokluk bile yok.. Şiir ve san'atsa hiç yok.. Yorumlar 17 Adet Didem [10355] numaralı söz için Benimkisi bunun sözü ama anlamını bulamadım ÇELEBİ29 [10449] numaralı söz için Muhteşemmmm Misafir Dinin olmadığı yerde hiçbir şey yoktur; yokluk bile yok.. Şiir ve san'atsa hiç yok.. / Necip Fazıl Kısakürek Tam tersi oysa ki!? Dinin olmadığı yerlere bakın birde dinin olduğu ortadoğuya bakın şayet kör, sağır, dilsiz, iblis insansı! yaratıklardan değilseniz! Işık İnsanlığa ne kattı? Kinden başka düşman yaratmaktan başka. İnandığı kendisinin dahi mutlu etmeyip başkalarınıda huzursuz etti. "Din olmadığı yerde hiç bir şey yoktur'u" şimdi Baktığında dinin olduğu yerlerde ne var? Söyleyeyim kan ölüm yıkım acı ve hepsinden ötesi çocukların savaşın orta yerinde ölümleri var bu nedir? Ortadoğu Cehennemi değil midir? O doğan çocuklar bunu hak ettiler mi? Hani daha yaşamadılar ki imtihandan söz edebilesiniz?!!! Şükrü Kaya [10356] numaralı söz için Üstadın bu dizesi kendi el yazısıyla mevcut mu acaba? Ben ikinci "O" nun olmaması gerektiğini düşünüyorum. Zira vezni bozuyor. ERMAN BOZKURT [10356] numaralı söz için Bu dizeler Aşıki ye ait Neden insanlara yanlış Bilgi veriyorsunuz Nur [10356] numaralı söz için Duyan da bu şiiri N. Fazıl'a ait zannedecek... Ama değil Cengiz demir [10449] numaralı söz için Muhteşem bir söz Samia [10291] numaralı söz için Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret ahiret için gayret yok hayret hep yarın diyorlar o yarın belki kıyamet Cengiz [10356] numaralı söz için Hocaya kusur bulmak hadimizemi çok dogru söz emre yalçın [10331] numaralı söz için Bu söz bana aittir. Günlüğüme tarihiyle yazmıştım yaklaşık olarak 2011 de paylaştığım söz. Bu ve bunun gibi onlarca sözlerime çeşitli isimler yazıp paylaşıldı varsın olsun. Ahmet [10393] numaralı söz için Kardeşim bu söz Allah dostunun sözü ya bişri Hafi ya da Aziz Mahmud Hüdayi sözü Ali Maralcan [10328] numaralı söz için hadi ordan. ne necip fazıl'ı. hasan hüseyin korkmazgil bu dörtlüğün şairi... Admin Ali bey, bu söz için bize kaynak gösterin, düzeltme işlemi yapalım. Orhan Bu sözü söylediğine dair video veya kaynak verirmisiniz bazı kişiler bu sözün üstadın söylemediğini montaj olduğunu söylüyor Hulk Mesele insanlar değil mantık meselesidir Öztürk Amerika, Dünya Ve Biz Başmakale KISAKÜREK, Necip Fazıl / s. 1 Amerikan politikasını korumakla mükellefiz... Amerikan siyasetini tutmak biricik yol... Amerikadan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı. Yoksa bir Amerikan bahriyel Yorum Yaz Çok Yorum Alanlar 330 200 181 162 112 111 110 Kim Söylemiş Olabilir Mal, can emniyeti ve sıhhat olmadan yaşanılan hayat, hayat değildir. Bir kimse sana, söz ile üstün gelirse aldırma, yeter ki sükut ile galip gelmesin. Bir kimsenin seviyesine uygun olarak arkadaşlık et. Eğer sen cahile ilimle, laubaliye ciddiyetle muamele edersen, arkadaşına eziyet etmiş olursun. Halbuki sen, onlara sıkıntı vermekten uzaksın. Sözüne ancak ihtiyacı anında kıymet verenle sohbet etme. Hocanın hakkını gözetmemek ahlaka sığmaz. Düşük, karaktersiz kimselerle görüşüp konuşma! Misafirlerin Baktığı
Sayfa İçeriği Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Kısa, Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Anlamlı, Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Tumblr, Necip Fazıl Kısakürek Sözleri 2016Bu sayfamızda büyük şair Necip Fazıl Kısakürek’ten en güzel sözleri hazırladık. Bu harika şairin harika sözlerini sevdiklerinizle face ve twitterdan FAZIL’IN HARİKA SÖZLERİBenim istediğimi Allah istemiyorsa, konu hesabımız bile çarşıya uymuyorken, ahiret hesabımızın vay tadını bilirseniz ekmeği paylaşmak ekmekten daha kulluk etme! Unutma ki sen de kulsun. Ve gerektiğinden fazla önem verme! Yoksa derdinde olmayan ağaç, vardır aşkın en yücesine layıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de, var fakat bizim ondan, yalnız sorulduğu zaman haberimiz var!Yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra, Züleyha baştan aşağı afet olsa ne lambası gibi olma ey yar. Kime yandığın belli bu kadar perişan hale getirilmeseydik; dışımızda bu kadar hürmetsizliğe zorların zoru, yaşamak ondan da zor!Yalnızım diye üzülmüyorum… Çünkü biliyorum, yalnız insanın ihanet edeni de olmaz…Kavuşmak mı? Belki… Daha ölmedim!Necip Fazıl’a sormuşlar “neden sigarayı bu kadar çok seviyorsunuz?” “Benim için yanan bir tek o var” demiş…Gökler ağlıyor, biz ağlamışız çok mu? Bize yobaz diyorlar, haberin yok mu?Bir namazım, bir duam, birde eski seccadem, hepsi hepsi bu kadar, işte benim dikey olarak gel, yatay olarak zaten geleceksin!İnsanlar ikiye ayrılır, vaktini beşe ayıranlar, vaktini boşa “günahın” olsa da bana, bir “gün ah’ım” yok sana…Veren de o alan da o, nedir senden gidecek? Telaşını gören de, can senin büyük nimet, zekâdan da ağır yük güzel bir şey, budur perde arkasından haber, güzel olmasaydı ölür müydü peygamber!Çok sıkıldıysan hayattan, bir mezarlığa git. Ölüler iyi bilir; yaşamak bana, kalsın şiirde sözde yerde, sen araştır, göklere çıkan merdiven ağızda, her telde fanilik dırıltısı, sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı!Biz; ayakları şişene kadar namaz kılan peygamberin, gözleri şişene kadar uyuyan istemem gelmeni yokluğunda buldum ben Allah kelimesinden başka, ağzından tek söz bile çıkmayan bir dilsiz olsaydım!Akıldan büyük nimet, zekâdan da ağır yük yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, anladım ki yok Allahtan başkasına yakınlık…Zamanın çarkları sizi yürütüyor, zamanın çarkları beni öğütüyor…Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten affet, senden habersiz aldığım her nefesi bile geri veriyorsak, hiçbir şey bizim dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; dünya beş para etmiyor…İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa imha için de o kadar cehalet kâfidir…Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür sana çöl gibi gelen, o göl diyorsa göldür…Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya pişer koruk, yerle bir olur doruk. Sabır, sabır ve sabır, işte Kur’an da bize gerici diyenlere ancak deh demek için gerideyiz…Başım çığlıklı bir çocuk, onu nasıl avutsam? Ne yapsam da ölümü bir saatçik unutsam?Cevabımın şiddetinden susuyorum!Başım çığlıklı bir çocuk, onu nasıl avutsam? Ne yapsam da ölümü bir saatçik unutsam?Öyle insanlar vardır ki; lağıma düşseler, lağımı olan tükenir onda olan sonsuz, feza sizin olsa ne yapacaksınız çürük cevizlerle dolu bir denizde sağlam cevizi kimsecikler okşamaz madem, öp beni alnımdan; sen öp namaz kılarsa, namaz da insanı insan zamana, dur, geçme diye dayat. Bir sigara içmekten daha kısa bu dediğin Allah için değilse, ne çıkar hayat önünde kokutanlar mürteci diyor bana; yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça olgunlaştıran yaşı değil, yaşadıklarıdır…Sonunda eyvah’ diyeceğin şeylere, başında eyvallah’ deme. Pişman ol fakat pişman var diye işlenen suçtan vicdan burkulur; affı sigortalayan hayâsızdan korkulur…Çocukken gün battı mı, bir köşede ağlardım; nihayet döne döne aynı noktaya uzanan dudakları tepeyim, Allah diyen gel seni ayağından öpeyim!Ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda, söylenmedik cümlenin hasreti sükût düştüğünden beridir, kalbimizin sesini daha bir güzel duyar herkesin başına gelir, ama geç ama erken… Ya kazanırken, ya da kazandığını yerken…Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, anla ki yok Allah’tan başkasıyla yakınlık. İki insan çeşidi vardır. Zaman geçtikte hatalarıyla yüzleşen! Zaman geçtikçe yüzsüzleşen…Sevdalın şu dağı del dese, koşar, delersin! İş Allah’a geldi mi, gücün yok, sendelersin!Ya Allah’a baş eğer hiç kimseye eğmezsin, ya da herkese baş eğer hiçbir şeye kıskacında yoğurmuş bizi kader; aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!Ne başını kapat, altını göster; ne altını kapat, üstünü göster. Hepsini kapat, imanını kahkahanda Allah’a teşekkür etmiyorsan, neden her ağladığında o’na kızıyorsun?İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal, hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de şiiri iman için bilmişiz ve bu mihrak bilgiyi, her bilginin geçtiği bin bir yol ağzı zorlama yoktur, insan özgürdür elbette! İsteyen bu dünyada pişer, isteyen ahirette!Düşünüyorum O’ndan evvel zaman var mıydı? Hakikatler, boşluğa bakan aynalar mıydı?Sırma renginde pislik, dünyanın süsü püsü, bende tek aziz eşya annemin başörtüsü…Yarın elbet bizim, elbet bizimdir gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu!Kadından kendisinde olmayanı isteriz; hasret yerinde kalır ve biz çekip iner yokuşlardan, hep basamak basamak; benimse alın yazım, yokuşlarda kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan geçti bugünü düşünüyorum, yarın var mı? Gençliğine güvenme, ölenler hep ihtiyar mı?Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur!Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık… Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yarısını uyuyarak geçiriyoruz, diğer yarısını da uyutularak…Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen; değerimi bildiğin gün beni yanında bulamazsın…Adam olmak cinsiyet meselesi değil, şahsiyet 30 yıl saatim işlemiş ben durmuşum, gökyüzünden habersiz uçurtma gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!Benim ayağımın altıda müsait başımın üstü de nerde olacağını sen belirle…Ey bir aileye bile hükmedemeyen ilerici. Üç kıtaya, yedi denize hükmeden ecdadın mı gerici?Gençlik… Gelip geçti… Bir günlük süstü; nefsim doymamaktan dünyaya ilk yarısı; ikinci yarısını beklemekle, ikinci yarısı da; ilk yarısının hasretiyle oluyor bir garip duyguya varıyorum; ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum?Öyle ucuz değil gül koklamak… Gül tutan ele diken batmalı… Bir aşka gönül veren o aşkın kapısında yatmalı!Kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan günlük dünya için gayret üstüne gayret, ebedi bir yaşam için gayret yok hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar ölene bayram, bayrama sevinmek var; oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var!Önüne gelenle değil, seninle ölüme gelenle beraber nefis çıkar karşıma, ölüp ölüp dirilsem; insandan kaçmak kolay, kendimden çekilen şeyi duymamak değil, ona dayanmayı gözünü, kalbine her an yokluğu üfür! Kendinden geçmek iman, kendinde olmak küfür…Anladım işi; san ’at Allah ı aramakmış, marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış…Geçti, istemem gelmeni, yokluğunda buldum seni; bırak vehmimde gölgeni, gelme, artık neye yarar?Bana bir ben lazım, bir de beni anlayan. Beni bir ben anlarım, bir de beni yaradan…Allah bir! Demektense ecel teri dökerken; ölüversem, beklenmez anda Allah bir erken…Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere, ayağım takılıyor yerdeki çağdışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da, içinde mi sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!Verirler ” ben acizim, kudret senin” dedikçe… Verenin şanı büyük, sen iste istedikçe…Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; onu İstanbul diye toprağa beyaz kâğıda sütle yazılmış yazı; elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı!Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla! Yaşaya dursun insan, hayat dediği başım benim, kan pıhtısı, cerahat; ona yastıkta değil, secde yerinde rahat…Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti, iyi insanlar iyi atlara binip şu, bu değil, öteleri düşünmek; sizinse düşünceniz yataklarda kapısından erişilecek dünyayı bilseydin, yatağını yorganını hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan, bir günahı, seni beklediğim oruç, bu akşam tıklım tıklım ye diye; bu akşam, yarın oruç tutabilmek için çilesine tahammül gerek, değil mi ki sefa ile cefa müşterek? Sizce ağlamak için gözyaşı mı gerek? Bazen dertliler de ağlar ama gülerek…Bizler açlıktan karnına taş bağlayan peygamberin, doymak bilmeyen ümmetiyiz…Helal ile beslersen çocuğunu hürmet ile öder borcunu, haram ile beslersen o’nu hakaret ile öder gelirse başımıza Hak’tandır; fakat geliş sebebi, Hak’tan ayrılmaktandır. Çıkamam, aynalar, aynalar zindan. Bakamam, aynada, aynada vicdan; beni beklemeyin, o bir hevesti; gelemem, aynalar yolumu sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar ilginçtir. Acısını o an yaşar, yokluğunu ömür idamlık Ali vardı, asıldı; kaydını düştüler, mühür basıldı. Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı. Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; bahçeye diktiği üç beş karanfil…Ağaçtan düşen yaprak nasıl kurumaya mahkûmsa; gönülden düşen insan da unutulmaya affetmek hayatımın en büyük hatasıydı. Nerden bilebilirdim ki. Katilini affedersen seni yine öldüreceğini…Ben geçmişimi dürdüm, büktüm ve kaldırıp çöpe attım, bu çöpleri ise ancak; kediler ve köpekler karıştırır!Gençliğine doyamadan gitti, derler. Doymak mümkün mü ki, doyup da gitsin. Doymak burada değil. Burası acıkmanın yeri…Kadın mezarlığa girerken başını kapıyor, dışarı çıkarken açıyor, ölüye karşı kapayıp, diriye karşı açmak akıl mu ne bilirsin diye; ”haddimi bilirim” soruldu mu ne istersin diye; “haddimi bilir, hakkımı isterim” demeli…Ayağın taşa takıldığında “Allah kahretsin” bile dememelisin, dua etmelisin ki taşa takılan bir ayağın var…Ölüm her aklına geldiğinde ah’ edip vah’ edip inleme; bu halinle rabbimi incitmiş olacaksın. Ecel kapıyı çaldığı zaman evi telaşa verme; o geldiği zaman, sen çoktan gitmiş gönül, gidenden ümidini kes! Kaçan bir hayale benziyor herkes, sanki kulağıma gaipten bir ses buluşmalar kaldı mahşere olduğu her yerde şiddet, operatörün neşteri gibi bir nimet, olmadığı yerde de katilin bıçağı şeklinde bir benim, seninki de senin! Bu şeriattır… Seninki senin, benimki de senin! Bu tarikattır. Ne benimki benim ne de seninki senin her şey Allah’ın! Bu da hakikattir!Allah’ın on pulunu bekleyedursun on kul bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa yaşasın kefenimin kefili de ne eş, ne arkadaşınız var; sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz. Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; onu da, hangi diyar olsa sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! lslak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Gözyaşı, suçun rengini soldurmaz. Cevabımın şiddetinden susuyorum! Kavuşmak mı? Belki… Daha ölmedim! Ölüm zorların zoru, yaşamak ondan da zor! Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. Güzele bakmak değil, güzel bakmak sevaptır. İnsanı olgunlaştıran yaşı değil, yaşadıklarıdır… İnsan namaz kılarsa, namaz da insanı insan kılar. Geçti, istemem gelmeni yokluğunda buldum seni. Bin “günahın” olsa da bana, bir “gün ah’ım” yok sana… Benim istediğimi Allah istemiyorsa, konu kapanmıştır. Bir hoşça kala sığdırdı beni, yere göğe sığdıramadığım. Camiye dikey olarak gel, yatay olarak zaten geleceksin! Sevdiğini belli et. Gizlemek başkalarına fırsat vermektir. Akıldan büyük nimet, zekâdan da ağır yük tanımıyorum. Öyle insanlar vardır ki; lağıma düşseler, lağımı kirletirler. Biz bize gerici diyenlere ancak deh demek için gerideyiz… Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak, hiçbir şey bizim değil. Hava kirliliğinden değil, hayâ kirliliğinden nefes alamıyoruz. Tövbe kapısı açık dediysek, yeni günahlara koşman mı gerek? Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım. Zamanın çarkları sizi yürütüyor, zamanın çarkları beni öğütüyor… Felsefe; çürük cevizlerle dolu bir denizde sağlam cevizi aramaktır. İnsanlar ikiye ayrılır, vaktini beşe ayıranlar, vaktini boşa ayıranlar. İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan kork. Eğer tadını bilirseniz ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir. Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya gönüllüdür. Hayat dediğin Allah için değilse, ne çıkar hayat önünde eğilse. Felaket bilinen şey, saadet zannedilen şeyden çok daha az yakıcıdır. Allah var fakat bizim ondan, yalnız sorulduğu zaman haberimiz var! Hayatımızın yarısını uyuyarak geçiriyoruz, diğer yarısını da uyutularak… Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti, iyi insanlar iyi atlara binip gitti. Beni kimsecikler okşamaz madem, öp beni alnımdan; sen öp seccadem. Çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin, yatağını yorganını satardın. Yarın elbet bizim, elbet bizimdir gün doğmuş, gün batmış, ebet bizimdir! Evdeki hesabımız bile çarşıya uymuyorken, ahiret hesabımızın vay haline. Sizde olan tükenir onda olan sonsuz, feza sizin olsa ne yapacaksınız onsuz. Ne gelirse başımıza Hak’tandır; fakat geliş sebebi, Hak’tan ayrılmaktandır. Kadın; Hıristiyanlıkta yol kesici bir engel, İslam’da ise yol açıcı bir kanattır. İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa imha için de o kadar cehalet kâfidir… Ellerime uzanan dudakları tepeyim, Allah diyen gel seni ayağından öpeyim! Çok sıkıldıysan hayattan, bir mezarlığa git. Ölüler iyi bilir; yaşamak güzeldir. Gökler ağlıyor, biz ağlamışız çok mu? Bize yobaz diyorlar, haberin yok mu? Her ağızda, her telde fanilik dırıltısı, sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı! Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz. Kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan çürür. Gençlik… Gelip geçti… Bir günlük süstü; nefsim doymamaktan dünyaya küstü. Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana; yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana. Kader, beyaz kâğıda sütle yazılmış yazı; elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı! An oluyor bir garip duyguya varıyorum; ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum? Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla! Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla. Af var diye işlenen suçtan vicdan burkulur; affı sigortalayan hayâsızdan korkulur… Bizler açlıktan karnına taş bağlayan peygamberin, doymak bilmeyen ümmetiyiz… Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, anla ki yok Allah’tan başkasıyla yakınlık. Payımıza sükût düştüğünden beridir, kalbimizin sesini daha bir güzel duyar olduk. Elindeyse zamana, dur, geçme diye dayat. Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat. Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret, ebedi bir yaşam için gayret yok hayret. Diyorlar bana, kalsın şiirde sözde yerde, sen araştır, göklere çıkan merdiven nerde. Bana bir ben lazım, bir de beni anlayan. Beni bir ben anlarım, bir de beni yaradan… Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; dünya beş para etmiyor… Sabırda pişer koruk, yerle bir olur doruk. Sabır, sabır ve sabır, işte Kur’an da buyruk. Sırma renginde pislik, dünyanın süsü püsü, bende tek aziz eşya annemin başörtüsü… Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, anladım ki yok Allahtan başkasına yakınlık… Sevdalın şu dağı del dese, koşar, delersin! İş Allah’a geldi mi, gücün yok, sendelersin! Yeni bir görüş ve duyuş mimarisinin toprak üstünde sarayını kuracak tek vasıta kitap. Çocukken gün battı mı, bir köşede ağlardım; nihayet döne döne aynı noktaya vardım. Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür sana çöl gibi gelen, o göl diyorsa göldür… Yalnızım diye üzülmüyorum… Çünkü biliyorum, yalnız insanın ihanet edeni de olmaz… Başım çığlıklı bir çocuk, onu nasıl avutsam? Ne yapsam da ölümü bir saatçik unutsam? Ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda, söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda. Veren de o alan da o, nedir senden gidecek? Telaşını gören de, can senin zannedecek. Başım çığlıklı bir çocuk, onu nasıl avutsam? Ne yapsam da ölümü bir saatçik unutsam? Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! Zonklayan başım benim, kan pıhtısı, cerahat; ona yastıkta değil, secde yerinde rahat… Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu! Tam 30 yıl saatim işlemiş ben durmuşum, gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum. Ömrün ilk yarısı; ikinci yarısını beklemekle, ikinci yarısı da; ilk yarısının hasretiyle geçer. Keşke ben Allah kelimesinden başka, ağzından tek söz bile çıkmayan bir dilsiz olsaydım! Bir namazım, bir duam, birde eski seccadem, hepsi hepsi bu kadar, işte benim sermaye. İki insan çeşidi vardır. Zaman geçtikte hatalarıyla yüzleşen! Zaman geçtikçe yüzsüzleşen… Ya Allah’a baş eğer hiç kimseye eğmezsin, ya da herkese baş eğer hiçbir şeye değmezsin. İnsan sevme hissini israf etmemeli, kim ne kadar sevilmeye layıksa, onu o kadar sevmeli. Düşünüyorum O’ndan evvel zaman var mıydı? Hakikatler, boşluğa bakan aynalar mıydı? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal, hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal. Sonunda eyvah’ diyeceğin şeylere, başında eyvallah’ deme. Pişman ol fakat pişman ölme. Ölüm herkesin başına gelir, ama geç ama erken… Ya kazanırken, ya da kazandığını yerken… Dinde zorlama yoktur, insan özgürdür elbette! İsteyen bu dünyada pişer, isteyen ahirette! Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var; oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var! Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık… Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık. Biz; ayakları şişene kadar namaz kılan peygamberin, gözleri şişene kadar uyuyan ümmetiyiz. Dün geçti bugünü düşünüyorum, yarın var mı? Gençliğine güvenme, ölenler hep ihtiyar mı? Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten affet, senden habersiz aldığım her nefesten. Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın! Hep nefis çıkar karşıma, ölüp ölüp dirilsem; insandan kaçmak kolay, kendimden kaçabilsem. Ölüm güzel bir şey, budur perde arkasından haber, güzel olmasaydı ölür müydü peygamber! Ey bir aileye bile hükmedemeyen ilerici. Üç kıtaya, yedi denize hükmeden ecdadın mı gerici? Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan, bir günahı, seni beklediğim kadar. Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen; değerimi bildiğin gün beni yanında bulamazsın… İçimizde bu kadar perişan hale getirilmeseydik; dışımızda bu kadar hürmetsizliğe uğramayacaktık. Geçti, istemem gelmeni, yokluğunda buldum seni; bırak vehmimde gölgeni, gelme, artık neye yarar? Ağaçtan düşen yaprak nasıl kurumaya mahkûmsa, gönülden düşen insan da unutulmaya mahkûmdur. İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar ilginçtir. Acısını o an yaşar, yokluğunu ömür boyu. Üstada sorarlar, “Sevgi mi, nefret mi?” diye. “Nefret.” diye cevap verir. Ve ekler, “Çünkü onun sahtesi olmaz.” Öyle ucuz değil gül koklamak… Gül tutan ele diken batmalı… Bir aşka gönül veren o aşkın kapısında yatmalı! Helal ile beslersen çocuğunu hürmet ile öder borcunu, haram ile beslersen o’nu hakaret ile öder borcunu. Ben geçmişimi dürdüm, büktüm ve kaldırıp çöpe attım, bu çöpleri ise ancak; kediler ve köpekler karıştırır! Kadın mezarlığa girerken başını kapıyor, dışarı çıkarken açıyor, ölüye karşı kapayıp, diriye karşı açmak akıl almaz. Bana çağdışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da, içinde mi boğulayım. Ağaçtan düşen yaprak nasıl kurumaya mahkûmsa; gönülden düşen insan da unutulmaya mahkûmdur. Kula kulluk etme! Unutma ki, sen de kulsun. Ve kimseye gerektiğinden fazla önem verme’ Yoksa unutulursun… Seni affetmek hayatımın en büyük hatasıydı. Nerden bilebilirdim ki. Katilini affedersen seni yine öldüreceğini… Soruldu mu ne bilirsin diye; ”haddimi bilirim” soruldu mu ne istersin diye; “haddimi bilir, hakkımı isterim” demeli… Fikrin olduğu her yerde şiddet, operatörün neşteri gibi bir nimet, olmadığı yerde de katilin bıçağı şeklinde bir afettir. Gençliğine doyamadan gitti, derler. Doymak mümkün mü ki, doyup da gitsin. Doymak burada değil. Burası acıkmanın yeri… Çıkamam, aynalar, aynalar zindan. Bakamam, aynada, aynada vicdan; beni beklemeyin, o bir hevesti; gelemem, aynalar yolumu kesti. Ey gönül, gidenden ümidini kes! Kaçan bir hayale benziyor herkes, sanki kulağıma gaipten bir ses buluşmalar kaldı mahşere diyor. Hayatın çilesine tahammül gerek, değil mi ki sefa ile cefa müşterek? Sizce ağlamak için gözyaşı mı gerek? Bazen dertliler de ağlar ama gülerek… Gafil halk, kesik ve bitkin, bir laf eder Yarın olsa da bir iş işlesem… Bilmez ki, bugün dünün yarınıdır. Bugün ne işlemiştir ki, yarın bir şey işleyebilsin? İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var; sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz. Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! lslak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları. Bir idamlık Ali vardı, asıldı; kaydını düştüler, mühür basıldı. Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı. Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; bahçeye diktiği üç beş karanfil… Benimki benim, seninki de senin! Bu şeriattır… Seninki senin, benimki de senin! Bu tarikattır. Ne benimki benim ne de seninki senin her şey Allah’ın! Bu da hakikattir! Ölüm her aklına geldiğinde ah’ edip vah’ edip inleme; bu halinle rabbimi incitmiş olacaksın. Ecel kapıyı çaldığı zaman evi telaşa verme; o geldiği zaman, sen çoktan gitmiş olacaksın.
Oluşturulma Tarihi Temmuz 10, 2020 1626Ayasofya kararının açıklanmasının ardından, Necip Fazıl Kısakürek’in Ayasofya sözleri ile ilgili araştırmalar hızlandı. İşte ünlü şairin, Ayasofya açılacak! Aziz bir kitap gibi açılacak!’ cümleleri ile sona eren sözleri…Ayasofya ile ilgili son dakika açıklaması yapıldı. Ayasofya'yı camiden müzeye dönüştüren Bakanlar Kurulu kararı iptal edildi. Bu açıklamanın ardından Necip Fazıl Kısakürek’in Ayasofya ile ilgili söylediği sözler gündemde yer aldı. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’da , Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in 55 yıl önce dediği gibi Bekleyin Gençler!!!Ama bugün ama yarın Ayasofya açılacak!’ FAZIL KISAKÜREK’İN AYASOFYA SÖZLERİ…Ayasofya açılmalıdır..Türk'ün kapanış bahtıyla beraber açılmalıdırYalnız manayı anlasak yalnız onu yerine getirebilsekAyasofya'nın kapıları sabır taşı gibi çatlar kendi kendisine öz evimizde ruh ve mukaddesat odamız Ayasofya budur!Üstün hükümdar Başbuğ ve aksiyon adamı Fatih İstanbul'u fethedip onun kalbi Ayasofya'da namazını eda ettiği zaman taarruz kıskacının mihver çivisini ele geçirmiştiYalnız Fathi'tedir ki, kendi zaman ve mekanına göre dava hedefi muhteşem ve muazzam bir tamamlık içinde göze bütün bunları sembolize eden remzlendiren de Doğu ve Batı dünyalarının kavşak noktası cihanın en güzel beldesi İstanbul ve onun kalbi kanatlarıyla kendisine gök kubbe yolu açılan böylece 20. Asır dünyasına gerçek medeniyet ve ebediyet mimarisinin ne olduğu kendisi ile gösterilen Batı aklı ve Doğu ruhunu birleştirici eski Bizans eseri ve yeni tekbir yuvası tarihi ne taş ne çizgi ne renk ne hacim ne de bunların madde senfonisi sadece mana yalnız mana…Ayasofya bir mananın zıt manaya taarruz ve onun zebun edişinin bütün dünyada eşi olmayan çok kilise camiye ve nice cami kiliseye çevrilmiştir ama böylesi tarihi şartları bakımından Sultan Mehmed bu hikmeti sezdi ve Ayasofya'yı İstanbul gibi misilsiz bir mahfazanın içinde güneş çapında bir pırlanta gibi zapt ve açılacak!Aziz bir kitap gibi açılacak!
Ünlü sözleri bölümümüzde Türk Edebiyat tarihinin önemli isimlerinden olan Necip Fazıl Kısakürek’in söylediği sözleri derledik umarım beğenirsiniz. Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Yeni, Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Kısa, Ölüm güzel şey budur perde ardından haber Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber? Ölüm zorların zoru, yaşamak ondan da zor! Çile çekmeyen insandan adam olmaz.. Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim. Ağlayabilseydiniz; anlayabilirdiniz… Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günahı, Seni beklediğim kadar. Allah’ım! Senden ne gelecekse gelsin. Sen ki Rahmetinle de kahrınla da güzelsin.. Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes. Ey k*hpe rüzgar artık ne yandan esersen es.. Tutuşturanlar lügat kitabını elime, Bilsinler Allahtan başka bilmiyorum kelime. Fezada “Allah diye bir şey yok” iddiası, Gel gör kaç füzeye denk, bir müminin duası. Bu kasvet dünyasında kalmadı özlediğim, Namaz vaktinden başka anını gözlediğim… Neye yaklaşsam, sonu uzaklık ve kırgınlık; Anla ki, yok, Allah’tan başkasıyla yakınlık … Her fikir, her inanış, tek mevsimlik vesselam; Zaman ve mekan üstü biricik rejim, İSLAM. Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı, Elindeyse, beyazdan gel de sıyır beyazı… Tek neşe bu dünyada, var olmanın sevinci; Ve tek ilim, varlığın bilinmeden bilinci… Neye baksam aynı şey, neyi görsem aynı şey… Olan sensin, hey gidi hakikat sultanı hey! İman, ihlas, vecd ve aşk, bunlar birer kelime… Kelimeyi boğardım verselerdi elime… Bu yük senden Allahım, çekeceğim, naçarım! Senden sana sığınırım, senden sana kaçarım… Bir bölünmez ki, insan, onu zaman bölüyor; İnsan her an dirilip, her saniye ölüyor… Necip Fazıl Kısakürek kimdir? Hayatı ve eserleri Hasret bir rüzgâr, kapı kapı aralar geçer; Gördüğüm her güzel şey, beni yaralar geçer… Uyumak istiyorum başım bir cenk meydanı, Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı!.. Nefes alırken bile inkisar ve pişmanlık; Kimse edemez bana, benim kadar düşmanlık. İnsan, yaklaştığınca yaklaştığından ayrı; Belli ki; yakınımız yoktur Allah’tan gayrı.. Sizin oynadığınız uzun eşek birdirbir Ya bizim ki o tek yol bir tanedir birdir bir..! Ne ağır imtihandır başındaki Sakarya Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? Rahminde cemiyetin, ben doğum sancısıyım! Mukaddes emanetin dönmez dâvacısıyım. Gözüm aklım fikrim var deme, hepsini öldür. Sana göl gibi gelen o çöl diyorsa çöldür. Hangi dağa tırmansam muradım ötesinde Murad bugün değil her günün ertesinde. Halim açık denizde düdük çalan bir gemi, Kim duyar ötelerden haber veren bestemi. Akıl akıl olsaydı adı gönül olurdu, Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu.. Yarın elbet bizim, elbet bizimdir; Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.’ Kadın; Hristiyanlıkta yol kesici bir engel, İslamda ise yol açıcı bir kanattır. Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın, Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın. Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya, Alsa buz gibi taşlar, alnımdan bu ateşi, Dalıp; sokaklar kadar esrarlı bir uykuya, Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi! Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar, Onu İstanbul’ diye toprağa kondurmuşlar. Beni kimsecikler okşamaz madem, Öp beni alnımdan, sen öp seccadem. İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa, İmha için de o kadar cehalet kafidir. Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu? Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu? Geçti, isteme gelmeni, Yokluğunda buldum seni. Bir kalbim var ki benim, sevdiğinden burkulur, Kahredenden ziyade, sevilenden korkulur. Uğruna ölmekse seni yaşatmak, Bin kere ölürümde adına leke sürdürmem, Gururdur, namustur, Bayrak ve Sancak, Aksada kanım zalimi güldürmem! Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse, Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse. Anladım işi; San’at ALLAH’ı aramakmış, Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış. Annesi gül koklasa ağzı gül kokan çocuk Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk Çocukta uçurtmayla göğe çıkmaya gayret Karıncaya göz atsa niçin? Nasıl? ne hayret. Sual = Ey veli, insan nasıl olmalı, söyle! Cevap = Son anda nasıl olacaksa hep öyle! Bir anlık emanete ne türlü övünelim, Gel, rahmet kapısında ağlaşıp dövünelim. Ellerime uzanan dudakları tepeyim, Allah diyen, gel, seni ayağından öpeyim. Necip Fazıl Kısakürek kimdir? Hayatı ve eserleri Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde Allah’tan nasıl korkmaz, insan onu sevse de. ” Nefis için yazdığı Şiir’i” Güneşle bir tutsam girmez hizaya Dar bulur sığmam der, dipsiz fezaya Kuyruk salar, sonra hırlar ezaya Benim nefsim, benim nefsim..ne köpek Her ağızda her telde fanilik dırıltısı, Sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı. Ey gönül, gidenden ümidini kes! Kaçan bir hayale benziyor herkes, Sanki kulağıma gaipten bir ses, Buluşmalar kaldı mahşere diyor. Öyle bir devim ki, hakikatte pireyim, Bir delik gösterin de utancımdan gireyim. Gözler, ya merhamet ya da neferetin ışıldadığı bir kandildir. Bir tohumda; gövdesi, dalları, yaprakları ve meyvesiyle bütün bir ağaç gizlidir.
necip fazıl kısakürek cami ile ilgili sözleri