🦛 Ülseratif Koliti Yenen Var Mı
ez44Wo. Sağlıklı bir yaşam biçimini korumak – iyi yemek yeme, yeterli egzersiz yapma ve kötü alışkanlıkları en aza indirme – herkesin yararınadır. İnflamatuvar Barsak Hastalığınız olduğunda ise sağlıklı bir yaşam sürdürmek, belirtilerinizi yönetmenize ve iyi hissetmeyi sürdürmenize de yardımcı olabilir. İnflamatuvar Barsak Hastalığı olan kişilerde çoğunlukla şunlara rastlanır İştah kaybı İshalin yanı sıra keyifsizlik, ağrı ve bulantı hissetmenin bir sonucudur Kilo kaybı İshal ve iştah kaybının sonucudur İnce veya kalın barsakta, alevlenmeye bağlı inflamasyon nedeniyle sıvı, besin ve elektrolitlerin tuz’ yetersiz emilimi Beslenmeye dayalı alevlenmeler bazı insanlarda Dengeli bir beslenme, özellikle Crohn hastalığı olan hastalardaki beslenme yetersizliğini engelleyebilir. Beslenme, İnflamatuvar Barsak Hastalıklarının nedeni değildir ancak bazı yiyecekler alevlenmeyi tetikleyebilir veya belirtileri kötüleştirebilir. Bu tetikleyiciler kişiden kişiye değişir ve ülseratif koliti veya Crohn hastalığı olan herkes için belirtileri azdıran tek bir yiyecek veya içecek türü yoktur. İnflamatuvar Barsak Hastalığı olan herkese uygun tek bir diyet mevcut olmasa da, sağlıklı bir beslenme İnflamatuvar Barsak Hastalığınızı yönetmenizi ve alevlenmelerin etkisini azaltmayı sağlayacaktır. Sağlıklı beslenme, beslenmenizden neyi çıkardığınızdan çok beslenmeye neyi dâhil ettiğinizle ilgilidir. Bazı yiyecekleri çıkarır ama belirtilerinizde herhangi bir fark görmezseniz, bu yiyecekleri tekrar beslenmenize katabilirsiniz. Hangi gıdaların belirtileri ve alevlenmeleri azdırdığını belirlemek için bir günlük tutmak yararlı olabilir. Bu size, beslenmenizle belirtileriniz arasındaki ilişkiyi göstermede yardım edebilir. Ülseratif koliti veya Crohn hastalığı olan kişiler genellikle aşağıdakileri yapmalıdırlar Düzenli olarak daha küçük porsiyonlar yiyin. Günlük gıdanızı 5-6 porsiyona bölün ve her 2-3 saatte bir yemek yiyin. Bu, daha seyrek ama daha büyük porsiyonlar yemekten daha iyidir. Daha küçük porsiyonlar, sindirim sistemindeki yükün hafiflemesine ve gıdanın daha iyi sindirilmesine yardımcı olacaktır. Yağ alımını azaltın. Yağlar, barsakların hareketlerini arttırır ve kramp şeklinde sancıya neden olurlar. Sıvı yağları, tereyağını, yoğunlaştırılmış yağları ve margarinleri, kremayı, aynı zamanda tatlıları ve kremalı bisküvileri azaltmak yağ alımını azaltmanızı sağlar. Basit şekerleri azaltın. Bunlar bal, tatlılar, pastalar ve konsantre meyve sularında bulunurlar. İshale neden olur veya ishal olasılığını arttırırlar. Süt ve süt ürünlerini tüketmeyin veya azaltın. Süt ve süt ürünleri süt, kaymak ve işlenmiş peynir, tam yağlı veya az yağlı yoğurtlar daha az ölçüde İnflamatuvar Barsak Hastalıklarının belirtilerini şiddetlendirebilirler. Alevlenme döneminde bunlardan kaçınmalı, daha sonra süt ürünlerine toleransınız oranında beslenmenize azar azar arttırarak eklemelisiniz. Katkı maddeli yemeklerden ve yarı işlenmiş ürünlerden kaçının Tuzlu ve baharatlı yemeklerden kaçının Yapay tatlandırıcılardan, özellikle de sorbitolden kaçının. Tatlandırıcılar ishale neden olur veya ishal olasılığını arttırırlar. Fındık, fıstık ve tohumlardan kaçının Yağlı ve kızarmış yiyeceklerden kaçının. Bunlar gaza ve ishale neden olurlar. Lif oranı yüksek gıdaların; taze meyve ve sebzeler ile tam tahılların alımını sınırlayın. Bunlar belirtileri kötüleştirebilir özellikle de barsaklar iltihaplı olduğunda. Alevlenme sırasında lif oranı yüksek salatalar, sebzeler ve meyvelerin özellikle lahana, Brüksel lahanası, turunçgiller, erik, üzüm ve kayısı yanı sıra yulaf gevreği ve mısır gevreğinden de kaçınmak gerekir. Meyve ve sebzeler yenmeden önce soyulmalı, çekirdekleri çıkarılmalı ve pişirilmelidir. ör. Elma kompostosu uygundur Yüksek lifli gıdaları yemeden önce pişirin Bu faydalı gıdaları beslenmenizden çıkarmak yerine, iyice pişirerek yiyin ve çiğ olarak tüketmekten kaçının. Gaza neden olabilen fasulye, lahana, brokoli, kafein ve gazlı içecekler gibi gıdalardan kaçının Belirli bir yiyecek soruna neden oluyorsa sağlık uzmanınızla veya diyetisyeninizle konuşmadan beslenmenizden temelli çıkarmayın. Faydalı besinlerin yerini tutması için vitamin veya mineral takviyesi almanız gerekebilir. Sonraki adımlar Durumunuzu bir diyetisyen veya beslenme uzmanıyla görüşmenin size faydalı olup olmayacağını doktorunuza sorun Sağlıklı beslenme kurallarını okuyun Yeni öğrendiğiniz ve keyif alabileceğinizi düşündüğünüz yiyeceklerin de olduğu bir alışveriş listesi oluşturun Beslenmenizde ne gibi değişiklikler yapabileceğinizi ailenizle veya ev halkıyla tartışın Alevlenme sırasında farklı beslenmeli miyim? Alevlenme sırasında barsaklarınızı dinlendirip’ gıda alımınızı azaltmak isteyebilirsiniz. Ancak bunun sonucunda, vücuda inflamasyon iltihap süreciyle başa çıkmada yardım eden proteinler de dâhil olmak üzere önemli besinlerden mahrum kalabilirsiniz. Üstelik bazı ilaçlar özellikle steroidler protein metabolizması ile etkileşebilir. Ezilmiş veya püre haline getirilmiş gıdaları sindirmek daha kolay gelebilir. Alevlenmeniz bittiğinde, alevlenme sırasında almadığınız gıdaları 3-5 gün içinde teker teker almaya başlamanız gerekir. Yemeğimi pişirmenin özel bir yöntemi var mıdır? Sindirim sisteminiz üzerindeki baskıyı azaltmak için yiyeceklerin pişirilmesi ve gıdaların kolayca sindirilir özellikte olması gerekir. Buharda, güveçte, ağır ateşte veya ızgarada pişirmek, yemek pişirmek için iyi yöntemlerdir. Yemekleri kızartmaktan kaçınmalısınız. Sağlıklı, çeşitlilik içeren beslenme nedir? İnflamatuvar Barsak Hastalıklarında beslenmenin temel ilkeleri, toplumun genel beslenme ilkeleriyle aynıdır. Yani beslenmeniz, karbonhidrat içeren gıdalar patates, hamur işi, pirinç, ekmek, yulaf, mısır, proteinden zengin besinler et, balık, süt, yumurta ve peynir ve daha az miktarda yağ, özellikle daha az hayvansal yağ gibi besinlerin bir karışımını içermelidir. Meyve, sebze ve sıvılarla da birlikte bütün bunlar, iyi bir sağlık için gerekli olan enerji, vitamin, mutlak gerekli elementleri bize sağlarlar. Sütten kaçınmalı mıyım? İnflamatuvar Barsak Hastalıkları olsun olmasın bazı kişiler, sütte ve birçok süt ürününde bulunan şekeri, yani laktozu doğru şekilde sindiremezler. Buna onların, laktaz adı verilen sindirim enzimini yeteri kadar üretmemeleri neden olur. Laktoz sindirimin yetersiz olması, kramplara, karın ağrısına, gaza, ishale, şişkinliğe neden olabilir. Eğer laktoza intoleransınız olduğunu düşünüyorsanız, bunu öğrenmek için “laktoz tolerans testi” yaptırabilirsiniz. Ülseratif kolitiniz veya Crohn hastalığınız varsa, süt ürünleri alımını sınırlamayı deneyip bunun fark yaratıp yaratmadığını gözlemleyebilirsiniz. Laktoz intoleransınız olduğunu düşünüyorsanız, laktaz takviyesi alarak vücudunuzun bu besini sindirmesine yardımcı olabilirsiniz. Süt ürünleri, özellikle kalsiyum ve protein açısından iyi bir besin kaynağıdır. Bu yüzden bu besin grubunu mümkün olduğunca almaya devam etmelisiniz. İlave olarak vitamin almam gerekiyor mu? Özellikle Crohn hastalığı olan kişiler, hastalık besinlerdeki vitaminlerin emiliminden sorumlu olan ince barsaklarını etkilediğinden dolayı, vitamin takviyesi alma ihtiyacı duyabilirler. B12 vitamini alt ileumda emilir. Eğer ileum iltihabınız varsa ileumu etkileyen Crohn hastalığı, B12 vitaminini enjeksiyonla şırıngayla almanız gerekebilir zira bedeniniz gıdalardan yeterli emilimi yapamaz. Düşük lif diyetindeyseniz, bazı meyvelerde yaygın olan birtakım vitaminleri, örneğin C vitaminini yeteri kadar alamıyor olabilirsiniz ve takviye almanız gerekebilir. Genellikle İnflamatuvar Barsak Hastaları için düzenli olarak multivitamin takviyesi almak muhtemelen yararlı olacaktır. Sindirim yetersizliği sorununuz varsa veya barsak ameliyatı geçirdiyseniz, diğer vitaminler, özellikle güneşsiz ülkelerde D vitamini ve kalsiyum alımı gerekli olabilir. Steroid kullanımı ve Crohn hastalığının kendisi, kemik erimesi ve osteoporozla bağlantılıdır. Bu nedenle yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı çok önemlidir. Genellikle İnflamatuvar Barsak Hastalığı olan kişiler mineral eksikliği yaşamazlar. Ancak kalsiyum, fosfor ve magnezyum takviyeleri, geniş bir alanda ince barsak hastalığı olan veya barsaklarının önemli bölümü ameliyatla alınmış olan kişiler için gereklidir. Demir tedavisi, anemiyi düzeltmede yardımcıdır. Ağızdan alınan demir, dışkıya siyah renk verir. Bu durum bazen barsakta kanamayla karıştırılabilir. Ne kadar sıvı almalıyım? İnflamatuvar Barsak Hastalıkları olan kişiler çoğunlukla ishal oldukları için, sıvı kaybı riski ve bunun sonucunda da böbrek sorunları oluşabilir. Başlangıçta, sıvı ve tuz kaybı kişide bitkinlik hissi yaratır. İshalde kaybettiğiniz kadar sıvı almazsanız böbrek fonksiyonlarınız etkilenebilir. Crohn hastalığı olan hastalarda böbrek taşı riski yükselir. Bu nedenle İnflamatuvar Barsak Hastalıkları olan kişiler, özellikle cildin tuz ve su kaybının yüksek olduğu sıcak havalarda bol sıvı tüketmelidirler. Alabileceğim takviyeler mevcut mudur? Takviyelerin İnflamatuvar Barsak Hastalıklarına yararı olup olmadığını araştıran çok sayıda deneysel çalışma bulunmaktadır. Bazı örnekler Balık veya keten tohumu yağları, beslenmede veya takviye olarak alındığında İnflamatuvar Barsak Hastalıkları inflamasyonu ile savaşmaya yardımcı olmuşlardır İnce barsak tarafından sindirilmeyen kompleks karbonhidratlar ör. Psilyum, kalın barsaktaki bakterileri kısa zincirli yağ asidi oluşturmaları için uyarabilirler. Bu da kalın barsak mukozasının içini örten tabakanın kendini iyileştirmesine yardım eder L-glutamat’ın, ince barsak iç yüzeyini beslediğine ve Crohn hastalığı başlangıcında iyileşmeye yararlı olduğuna inanılmaktadır Probiyotikler ör. Laktobasil müstahzarları ve canlı kültürle yapılan yoğurt. “İyi” bakteriler, barsak bakterilerinin dengesini mikroflora tekrar kurmaya yardım ederler. Ev yoğurdu, barsağın iyileşmesinde gerçekten çok yararlı olabilir. Bu gibi takviyelerin gerek ülseratif kolite gerekse Crohn hastalığına nasıl yardım ettiğini görebileceğiniz birçok araştırma daha vardır. Kolorektal kanserin önlenmesi için bazı minerallerle selenyum, kalsiyum, vitaminlerle folik asit ve ilaçlarla 5-ASA ilaçları birçok İnflamatuvar Barsak Hastasında bu rolü oynuyor görünmektedir tedavi, hala gelişmekte olan bir alandır ve yeni araştırma çalışmaları yayınlandıkça bu konuda daha çok şey öğrenilecektir. Egzersiz Ülseratif kolitin ve Crohn hastalığının alevlenme dönemindeyseniz, egzersiz yapmayı istemeyebilirsiniz ama belirtilerinizi egzersiz yapmamaya mazeret olarak kullanmamalısınız. Aktif olmak, fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da size iyi gelir. Kemiklerin zayıfladığı ve kırılganlaştığı osteoporoz İnflamatuvar Barsak Hastalıklarının olası komplikasyonlarından biridir. Egzersizin kemikleri güçlendirdiği ve osteoporozu önlemede yararlı olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Egzersiz yapabiliyorsanız, sadece İnflamatuvar Barsak Hastalığınız olduğu için fazla egzersiz yapma’ riskiniz olmaz. Ne tür egzersizleri yapabileceğiniz ve hangilerini yapamayacağınız konusunda bir fikir edinmiş olacaksınız. Unutmayın Yoğun aktiviteler yapmak zorunda değilsiniz Esneme, vücudu güçlendirme, yürüme, yüzme, bisiklete binme gibi daha az yoğun aktiviteler yapılabilir bunların birçoğu tuvalete yakın yapılabilir İyi hissettiğinizde daha yorucu aktiviteler yapmanız kesinlikle mümkündür. Hastalıkları en üst düzeyde iken yarışmalara katılan birçok İnflamatuvar Barsak Hastası atlet vardır.
ÜLSERATİF KOLİT İnflamatuvar bağırsak hastalıkları, nedenleri henüz tam olarak bilinmeyen, çevresel ve kalıtsal faktörlerin birlikte rol oynadığı, sıklıkla genç yaşlarda ortaya çıkan hastalıkları kapsar. Bu hastalıklardan birisi de ülseratif kolittir. Ateş, karın ağrısı, ishal, kanama gibi bulgularla ortaya çıkan ülseratif kolitte kalın bağırsağın iç yüzündeki tabaka iltihaplanmıştır. Kalın bağırsağın çeşitli yerleri tutulmakla birlikte, en sık rektum anüse en yakın kısım tutulur. Hastalığın şiddeti kişiden kişiye değişir. Ülseratif kolitin alevlenme ve iyileşme dönemleri vardır. Bulaşıcı değildir. İnsandan insana ya da ortak eşyaların kullanımıyla bulaşması gibi bir durum söz konusu değildir. Genelde 20’li yaşlarda ortaya çıkan ülseratif kolit mutlaka ciddiye alınmalıdır ve tedavi edilmelidir. Kalın bağırsakta yaralar meydana getirerek kanama ve vücut sıvılarında kayıba yol açar. ÜLSERATİF KOLİTİN NEDENLERİ Ülseratif kolitin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Bu hastalıkta, genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir. Ailesinde ülseratif kolit olan bir çocukta bu hastalığın görülme ihtimali, sağlıklı ailelerin çocuklarına göre daha fazladır. Çevresel faktörler arasında ise sigara ve alkol tüketiminin oldukça etkili olduğu düşünülüyor. Ayrıca aspirin, antibiyotik, doğum kontrol hapları hastalığın daha da şiddetlenmesine yol açabilir. Bu ilaçlar kullanılırken doktora danışılmalıdır. Stres, hamilelik hastalığın şiddetlenmesine neden olabilir. Bazı enfeksiyonlar, kalın bağırsakta bağışıklık sistemi hücrelerinin aşırı reaksiyon göstermesi ülseratif kolitin meydana gelmesinde etkili olduğu düşünülmektedir fakat dediğimiz gibi nedeni kesin olarak bilinmemektedir. ÜLSERATİF KOLİTTE GÖRÜLEN BELİRTİLER Müzmin bir hastalık olan ülseratif kolit zaman zaman şiddetlenir, diğer durumlarda ise sessiz seyreder. Belirtiler ve belirtilerin şiddeti yaranın oluştuğu bölgeye göre değişir. Hastalık şiddetlendiği zaman kramp şeklinde karın ağrısı görülür. İshal sık görülen bir belirtidir ve ishalle birlikte kanama olabilir. Ayrıca dışkıyla birlikte mukus akıntısı görülebilir. İltihap şiddetlendikçe, ateş, bulantı, kusma, ağrı, halsizlik artabilir. Rektum bölgesinde iltihap varsa hastalar sık sık dışkılama ihtiyacı hissederler. Kanamanın sık görüldüğü bir hastalık olduğu için kronik kan kaybı sonucu kansızlık ortaya çıkabilir. Ayrıca bağırsaklardan demirin ve B12 vitaminin emiliminin bozulması da kansızlığa yol açan nedenlerdendir. Kilo kaybı, diğer inflamatuvar bağırsak hastalarındaki kadar belirgin değildir. Yaşlılarda kabızlık olabilir. İştah azalması olabilir. ÜLSERATİF KOLİTİN TEŞHİS VE TEDAVİSİ Hastalığın teşhisinin konması için öncelikle hastanın şikayetleri dinlenir. Buna göre yapılacak tetkikler belirlenir. Dışkı tahlili ile dışkının kanlı ya da mukuslu olup olmadığı araştırılır. Kolonoskopi dediğimiz endoskopik yöntemle kalın bağırsak incelenir. Kolonoskopi yapılırken hastadan biyopsi de alınır. Bu biyopsi sonucunda tanı konur. Tedavi tercihlerinden ilki ilaç tedavisidir. Fakat yan etkisi fazla olan ilaçlar olduğundan uzun süre kullanılmaması gerekir. Hastalar, kullanacakları ilaçların yan etkilerini mutlaka bilmelidir. Özellikle gençlerde kullanılan ilacın uzun sürmesi yan etki ihtimalini arttırmaktadır. Bu yüzden gençlerde bu hastalığın başlaması ilaç tedavisi yönünden olumsuzdur. Bir süre ilaç tedavisi uygulanıp, olumlu sonuçlar alınamıyorsa cerrahi gerekir. Ayrıca kanamanın şiddetli olması, bağırsağın delinmesi, çapının genişlemesi, kanser gelişmesi ya da kanser gelişme riskinin olması ameliyat gerektiren durumlardır. Ameliyatta hastalıklı kalın bağırsak kısmı çıkarılır. Ameliyattan sonra hastalar normal yoldan dışkılamalarını gerçekleştirebilirler. Hastaların bir kısmı ameliyata sıcak bakmazlar. Bu yüzden hastaların ülseratif kolit konusunda yeterince bilgilendirilmeleri gerekir ve niçin ameliyat yapılması gerektiği hastalara anlatılmalıdır. ÜLSERATİF KOLİTİN KOMPLİKASYONLARI Bu hastalığın yol açtığı sorunların başında ülserlerin neden olduğu kanamadır. Bağırsakta fistül dediğimiz yarıklar meydana gelebilir. Bu problemin ilaçla düzeltilmesi zordur. Cerrahi tedavi tercih edilir. Ülseratif kolitin yol açtığı en tehlikeli sorunlardan birisi de toksik megakolondur. Yani bağırsaklar herhangi bir tıkanma olmadan genişlemiştir. Acil tedavi gerektiren bir durumdur. Ülseratif kolitte kalın bağırsak kanseri gelişme riski sağlıklı bireylere göre daha yüksektir. Bağırsak bölgesinin tutulan kısmı ne kadar fazla ve hastalığı süresi ne kadar uzunsa risk de o kadar fazladır. Bu yüzden hastalık ortaya çıktıktan 8-10 yıl sonra hastalara yılda bir kere kolonoskopik muayene yapılmalıdır. Ayrıca eklem iltihapları, iltihabın karaciğere ve safraya yayılması, böbrek hastalıkları, pıhtılaşma sorunları ülseratif kolitin neden olduğu komplikasyonlardandır. bağırsağın delinmesiBağırsakta fistülböbrek hastalıklarıDışkı tahlilieklem iltihaplarıendoskopik yöntemİnflamatuvar bağırsak hastalıklarıÜlseratif kolitin nedeni
Ülseratif Kolit Ülseratif kolit bağırsağın iç tabakaları içinde devam eden bir inflamasyon durumudur. Hayat boyu süren alevlenmeler ve düzelmelerle seyreden bir hastalıktır. Bazen hastalığın bulguları olur bazen de olmaz. Bulgular genellikle kanlı veya kansız ishallerdir. İnflamatuar bağırsak hastalıkları olarak bilinen 2 hastalıktan birisidir diğeri Crohn Hastalığı. Hastalık bağırsaklarda kızarıklık, şişme ve yaralar gelişmesiyle seyreder. Bu yaralar bağırsak duvarı içinde oyuklar yapabilir. Ülserler bağırsak kanamasına sebep olabilir. Nasıl Oluşur? Ülseratif Kolitin hastalığının sebebi bilinmemektedir. Bazı besin maddelerine, bazı mikroplara karşı gelişen korucu maddelerin bağırsaklarda tahribat yaptığı ileri sürülmektedir. Semptomları Nelerdir?Karın ağrıları ve kramplar Özellikle kanlı ve mukuslu İshal Hafif ateş yükselmesi Yorgunluk Kilo kaybı Rektumda gerginlik hissi Bazı hastalarda göz, eklem ve deride de bulgular olabilir. Bunlar için ilgili braş hekimlerinin görüşleri istenebilir. Nasıl Tanı Konur? Doktorunuz sizin şikayetlerinizi dinleyerek muayene edecektir. Rektumdaki makat yara ve inflamasyonun değerlendirilmesi için rektal muayenede söz konusu olacaktır. Sizden şu testlerde istenebilir; Kan testleri Kalın bağırsağın baryumlu grafileri Sizden genellikle ve kesinlikle rektosigmoidoskopi ve kolonoskopi istenecektir. Bu işlemler sırasında doktorunuz makattan, ucunda ışık kaynağı olan, bükülebilen kameralı bir tüpü bağırsağın bir kısmına ya da tamamına uygulayacak ve işlem sırasında laboratuarda değerlendirmesi için bağırsak iç duvarından biyopsiler örnekler alacaktır. Nasıl Tedavi Edilir? Henüz ülseratif Kolit hastalığını tamamen ortadan kaldıracak kesin bir tedavisi olmadığı için hafif vakalarda sadece bulgulara yönelik tedaviler verilecektir. Tedavinin amaçları; Ağrıyı geçirmek Bağırsağın normal çalışmasını sağlamak Hastalığı ağırlaştırabilecek problemlerden uzak durmak. Yüksek proteinli ve kalorili besinlerle beslenmek. İshaliniz varsa, bağırsağı yumuşatıcı özelliği olan besinlerden uzak durmalısınız çiğ sebze ve meyveler, konsantre meyve suları gibi. Birkaç saat kadar katı gıdalar yemeyerek bağırsağı dinlendirmek yardımcı olacaktır. Bu sırada yemek yerine sadece saydam sıvılar içmelisiniz. İshal birkaç sat içinde düzelince sık ve az öğünler şeklinde katı yemeklere başlamalısınız. Fazla miktarda kafein içeren kahve, çay, çikolata, neskafe vs stümülanlardan uzak durmalısınız. Eğer süt ürünleri şikayetlerinizi arttırıyorsa bunlardan kaçının. Diyette lifi arttırmak mı azaltmak mı gerektiğini doktorunuza danışın. Eğer karın ağrıları yada kramplar varsa karın üzerine sıcak pansumanı sıcak su torbası gibi iyi gelebilir. Ülseratif Kolit hastalığında kullanılan ilaçlar; Salisilik asitli anti-inflamatuar ilaçlar sülfasalazine yada mesalamine gibi Metranidazol veya ciproflaxocine gibi antibiyotik ilaçlar Steroid grubu anti-inflamatuar ilaçlar Thiopurine grubu ilaçlar mercaptopurine, azothiopurine gibi Bu ilaçların topikal olarak uygulanan krem yada yağ gibi formları da vardır. Bazı ilaçlar lavman şeklinde mevcuttur, bunlar rektumdaki şikayetleri hafifletmek yada geçirmek için vardır. Eğer çok fazla şikayetleriniz varsa ve ilaçlarla kontrol altına alınamıyorsa, hastanede tedaviye gereksinim var demektir. Hastanedeki tedavi sırasında; İntravenöz damar yoluyla beslenme ve sıvılar Kaybettiğiniz kanı yerine koymak için kan transfüzyonları Damar yoluyla vitaminler verilmesi “Nazogastrik suction” denilen ince bir plastik tüpün mideye yerleştirilerek bağırsak ve midenin dinlendirilmesi için mide ve sindirim sıvılarının dışarı çekilmesi işlemidir. Ülseratif kolit hastalığı komplikasyonlara sebep olabilir; bağırsak kanaması, delinmesi, toksik megakolon denilen karnın şişmesi ve barsak duvarının incelip delinmesi gibi durumlar gelişebilir. Bu gibi bazı durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir. 10-12 seneden fazla süren ülseratif rektit veya 8 seneden fazla süren ülseratif pankolit durumlarında hastaların barsak kanser gelişimi olasılığına karşın kolonoskopi ile takip edilmeleri gereklidir. Kendimi Nasıl Koruyabilirim? Doktorunuzun önerilerine uymalısınız. Doktorunuza kanama, ağrı ve ishal durumlarında ne yapmanız gerektiğini sormalısınız. Ayrıca; Doktorunuzun yazdığı ilaçları sonuna kadar uygulayın Doktorunuzun önerilerine göre dengeli, sağlıklı bir diyet uygulayın Haftada en az 3 kere 20 dakikalık egzersiz uygulayın. Stresi azaltmak için rahatlama teknikleri uygulayın. Stres için psikologa gidin. Günlük streslerden uzak durmak için pozitif destekler bulun aile, iyi arkadaşlar vs
Ülseratif kolitin tedavisi var mı? Ülseratif koliti ÜK iyileştirebilecek bilinen bir ilaç yoktur. Tek tedavi, kolonu tüm uzunluğu boyunca çıkarmak için yapılan ameliyattır. Bu ameliyat riskli olabilir ve ilaca yanıt vermeyen kişiler için ayrılmıştır. Hastalığın semptomlarını önemli ölçüde en aza indirmek ve UC’nin uzun vadede remisyona girmesine yardımcı olmak için başka tedaviler mevcuttur. Ancak, durumu iyileştirmezler. Ülseratif kolit hiç tedavi edilecek mi? Araştırmacılar, UC için diğer tedavi seçeneklerine ve potansiyel tedavilere bakıyorlar. Son birkaç yılda geliştirilen en yeni UC ilaçlarından ikisi, biyobenzer ilaçlar ve Janus kinaz JAK inhibitörlerini içerir. Biyobenzer ilaçlar, biyolojik olarak adlandırılan yaygın bir UC ilaç türünde kullanılan antikorların kopyalarını içerir. Bu antikorlar, vücudun iltihaplanmaya neden olabilecek bazı proteinlerin üretimini durdurmasına yardımcı olur. Şiddetli UC vakaları, tofacitinib Xeljanz adı verilen bir JAK inhibitörü ile tedavi edilebilir. Enflamasyonu tetikleyebilecek belirli enzimlerin bloke edilmesine yardımcı olur. Kök hücre tedavisi ve dışkı nakli gibi diğer terapötiklerin UC’yi tedavi edip edemeyeceği konusunda araştırmalar devam etmektedir. Önümüzdeki on yıl içinde UC yönetiminde büyük gelişmeler olacağına inanıyorum. Ülseratif kolite ne sebep olur? UC’ye neyin sebep olduğundan tam olarak emin değiliz. Eskiden diyet ve stresin olası nedenler olduğunu düşünürdük, ancak şimdi bunları neden olarak hareket etmek yerine semptomları şiddetlendirebilecek tetikleyiciler olarak düşünüyoruz. Bağışıklık sistemi disfonksiyonu, UC’nin potansiyel bir nedeni olabilir. İstilacı patojenlere karşı anormal bir bağışıklık tepkisi bağırsakta hasara neden olabilir. Aile öyküsü olan kişilerde hastalık daha yaygın olduğu için genler UC’nin gelişimine de katkıda bulunabilir. Ülseratif kolit ne kadar ciddidir? UC, zayıflatıcı bir hastalıktan ölümcül komplikasyonlara neden olabilir. Semptomlar, iltihaplanma düzeyine ve lezyonun yerine bağlı olarak değişebilir. UC’li kişilerin çoğu, aşağıdaki gibi hafif ila orta dereceli semptomlar geliştirme eğilimindedir ishal rektal ağrı ve kanama karın ağrısı yorgunluk dışkılama aciliyeti Az sayıda vakada, UC’li kişiler, büyük kanama, kolon perforasyonu, cilt ve göz sorunları, kolon malignitesi ve tromboz gibi ciddi komplikasyonlar geliştirebilir. Ülseratif kolit için en etkili tedaviler nelerdir? UC tedavisinde belirli bir ilacın etkili olup olmadığını belirleyebilecek çeşitli faktörler vardır. UC için en yaygın ilaçlar şunlardır 5-amino salisilik asit 5-ASA. Bu UC için birinci basamak tedavidir. Yaygın olarak kullanılan ilaçlar sülfasalazin, mesalamin, balsalazid ve olsalazindir. UC’li bir kişiye reçete edilen belirli 5-ASA ilacı, durumdan etkilenen kolon alanına bağlıdır. Kortikosteroidler. Prednizon ve budesonid gibi kortikosteroidler UC için başka bir tedavidir. Bu ilaçlar, daha uzun süre kullanıldıklarında önemli yan etkilere neden olurlar, bu nedenle sadece orta ila şiddetli hastalıklar için kullanılırlar. İmmünomodülatörler. Bu ilaçlar, bağışıklık tepkisini kontrol ederek iltihabı en aza indirir. Bazı yaygın örnekler arasında sadece kısa sürelerde kullanılan siklosporin ile azatioprin ve merkaptopürin bulunur. Bu iki ilaç karaciğerde yan etkilere neden olabilir ve kanın bir doktor tarafından yakından izlenmesini gerektirir. JAK inhibitörleri. JAK inhibitörü tofacitinib Xeljanz, UC’de kullanım için yakın zamanda onaylandı. Enflamasyonu tetikleyebilecek bir enzimi bloke eder. Biyolojik. Infliximab, adalimumab Humira ve golimumab Simponi, bağışıklık sistemi tarafından üretilen proteinleri nötralize ederek çalışır. Başka bir biyolojik olan vedolizumab Entyvio, bağırsakları hedef alır ve iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olur. Ülseratif kolit tedavi edilmezse ne olur? Tedavi edilmeyen UC zamanla ilerleyebilir ve daha sonra tedavi edilmesi potansiyel olarak zorlaşabilir. UC tedavisi, aşağıdakiler dahil ciddi komplikasyon geliştirme riskini en aza indirmeye yardımcı olabilir Şiddetli kanama kolonun delinmesi görme kaybı cilt lezyonları kolonun genişlemesi kolorektal kanser tromboz Ülseratif kolit için hastaneye ne zaman gitmelisiniz? UC, yaşamı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir. Hastaneye gitmeniz gerekebilecek uyarı işaretleri şunları içerir şiddetli karın ağrısı yüksek ateş karın şişkinliği dehidrasyon bağırsak hareketlerinin sıklığında ani bir azalma Bu, hastaneye erken yatış ve sıvı ve elektrolit tedavisinin yanı sıra gerekirse beslenme desteği gerektirebilir. Ülseratif kolitli birinin görünümü nedir? Ülseratif kolit tedavi ile yönetilebilir. Genellikle çoğu insanın yaşam beklentisini değiştirmez. UC’li çoğu insan, yaşamları boyunca akut semptom alevlenmeleri yaşar. Ancak tedavi ile hastalık remisyona girebilir ve bu sırada semptomlar kaybolur. Remisyon haftalarca hatta yıllarca sürebilir. Remisyon süresi ne kadar uzunsa, bir kişinin genel sağlığı o kadar iyi olur. Dr. Saurabh Sethi, gastroenteroloji, hepatoloji ve gelişmiş girişimsel endoskopide uzmanlaşmış, kurul sertifikalı bir doktordur. Dr. Sethi 2014 yılında Harvard Tıp Fakültesi Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi’nde gastroenteroloji ve hepatoloji bursunu tamamladı. Kısa bir süre sonra, 2015 yılında Stanford Üniversitesi’nde ileri düzey endoskopi bursunu tamamladı. Dr. Sethi, 30’dan fazla hakemli yayın da dahil olmak üzere çok sayıda kitap ve araştırma yayınında yer aldı. Dr. Sethi’nin ilgi alanları arasında okuma, blog yazma, seyahat etme ve halk sağlığı savunuculuğu bulunmaktadır.
Ülseratif kolit kalın bağırsağın otoimmün bir hastalığıdır. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığına, “inflamatuvar veya iltihabi bağırsak hastalığı″ ortak adı verilir. İnflamasyon, iltihap veya yangı demektir ve bu hastaların bağırsaklarında, süreğen kronik, zaman zaman alevlenen, zaman zaman baskılanan iltihap vardır. İltihap bağışıklık reaksiyonları sırasında hasta bölgeye akyuvarların toplanması ve çeşitli kimyasal maddeleri salgılamalarıyla ortaya çıkan değişikliklerdir. Normalde bağışıklık sistemi, vücudu bakteri, virüs gibi yabancı ve zararlı canlılara karşı korumak amacıyla, onlara saldıran ve ortadan kaldıran reaksiyonlar oluşturur. Otoimmün hastalıklarda ise bu reaksiyonlar kişinin kendi yapılarına karşı olur ve onları kolitte kalın bağırsağın mukozasında çapları çok küçük, derin olmayan yaralar vardır ve bunlar kanar. Hastalarda da kanlı ishal, karın ağrısı yakınmaları oluşur. Hastalık, çoğunlukla rektum ve sigmoid adı verilen kalın bağırsağın alt kısmını veya birlikte inen kolonu tutar. Hastaların bir bölümünde de tüm kolon hastadır. Genellikle hasta olan bağırsak alanı arttıkça hastalığın ağırlığı da artar. Ağır olgularda dışkılama sayısı fazlalaşır, ateş ve halsizlik de tabloya eklenir. Zaman içerisinde kansızlık bağırsak hastalığı olanlarda, bağırsak dışı tutulumlar da vardır. Bunların başında eklemlerin hastalığı olan artrit gelir. Ülseratif kolitte genelde kol, bacak gibi çevre eklemlerinde ağrı ve şişmeyle ortaya çıkan artrit, gezici karekterdedir ve hasar bırakmadan iyileşir. Deride çapları çoğunlukla 1-5 cm arasında değişen eritema nodozum denen kırmızı ve ağrılı kabarıklıklar, gözde orta tabakanın iltihabı olan üveit bağırsak dışı tutulumlarından Kolit ve Mast HücreleriSon yıllarda otoimmün hastalıkların oluşumunda mast hücrelerinin rolü üzerinde durulmaktadır 1,2. Mast hücreleri bağışıklık sisteminin dokularda yerleşmiş hücrelerinden biridir. Uzun yıllar boyunca, sadece alerjik reaksiyonların bir tipinde rol oynadıkları düşünülmesine rağmen, bağışıklık sisteminin yöneticisi oldukları ancak yeni yeni anlaşılmıştır. Ülseratif kolitte de mast hücrelerinin rolünü gösteren çalışmalar bulunmaktadır 101,102/Sindirim SH . Bu durumda mast hücrelerinin uyarılmasını azaltarak yani onlarla iyi geçinerek bk., Kitap, V. Bölüm ülseratif kolit dışkılaması olan bebeklerde hemen gıda alerjisi düşünülmesi nedeniyle ben de ülseratif kolitli hastalarımda uzun yıllardan beri önce gıda alerjisi olasılığını düşünür ve araştırırdım. Ama hem alerjik reaksiyonlarda rol oynayan IgE antikorlarına dayalı testlerle hem de günlüklerle sonuç alamazdım. Ancak, 2005 yılında ülkemizde yapılmaya başlanan gıdalara karşı oluşmuş IgG antikorlarının miktarını ölçen testi uygulayıp, antikoru yüksek olan pozitif gıdaları diyetlerinden uzaklaştırınca, hastalarımın çoğunda iyi sonuçlar almaya başladım. Hatta psödopolip adı verilen poliplerin bile kaybolduğunu gözlemlediğim hastalarım oldu. Önceleri bu iyileşmelerin mekanizmasını açıklamakta zorlanırdım. Ama daha sonraki yıllarda otoimmün hastalıklarda mast hücrelerinin rolü olduğu, bu hücrelerin IgG antikorlarıyla birleşmiş antijenlerin oluşturduğu immün kompleksler tarafından da uyarıldığı 11/1 ve özellikle gıda ve gıda katkısı antijenlerinin mast hücrelerini IgG antikorları yoluyla uyardıkları 10/1 ortaya çıkınca konu açıklığa kavuştu. Gıdalara özel IgG testiyle ülseratif kolitli hastalarımın yarısına yakınında keten tohumu, gıda katkıları ve yumurta, yaklaşık dörtte birinde gluten, süt ve ürünleri, tavuk ve hindi etleri, roka, çam fıstığı ve kahve için pozitiflikler saptadım. Çok daha fazla sayıda gıdaya ait oranları kitapta verdim ama sonuçlar kişiye göre değişeceğinden, bu önemli hastalıkta test yapılmadan gıda kısıtlaması önermiyorum. Gene de o testi yaptıramayanlara, gluten için AGA ve ekmek mayası için ASCA IgA ve IgG testlerinin yapılması ve ona göre kısıtlamaya gidilmesi düşünülebilir. AGA testinde, mutlaka anti gliadin antikora bakılmalı, gliadin adını içeren ve bugün pek çok laboratuvarda AGA yerine uygulanan anti DGP veya anti dgliadin adı verilen testten kaçınılmalıdır. Çünkü AGA glutene karşı oluşmuş antikorları gösterirken diğeri bu konuda hatalı sonuç verir ancak çölyak hastalığının tanısında da çok başarılı olur. Ülseratif kolitli hastalarda ekmek mayasına karşı pozitiflik sık değildir ama varlığında kısıtlanmasının yararı vardır. Glutene karşı antikor pozitifliğinde, yerine önce kinoa veya mısır unu denenebilir çünkü hastalarımda kinoaya için %0, mısır için de %9 oranında pozitiflikler saptadım. Ülseratif kolitli hastalara öncelikli önerim gıda katkılarından uzaklaşmaları bk., Kitap, ve yararlı olduğu bildirilen keten tohumundan kaçınmaları şeklinde olacaktır. Kitap Artk Hastalığımla Baş Edebiliyorum, Mast Hücrelerinin Gizi Nobel Tıp Kitabevleri ME, Hatfield JK, Brown MA. New insights into the role of mast cells in autoimmunity evidence for a common mechanism of action? Biochim Biophys Acta. 2012; 1822 Y, Chen G. Mast cell and autoimmune diseases. Mediators Inflamm. 2015;2015 SH. van Hoboken EA, Thijssen AY, Verhaaren R, et in patients with ulcerative colitis in remission are associated with visceral hypersensitivity and mast cell activity. Scand J Gastroenterol. 2011;46981-7102/sindirim O, Danilewicz M, Głowacka A, Wągrowska-Danilewicz M. Mast cells and eosinophils are involved in activation of ulcerative colitis. Adv Med Sci. 2012;57 O., Daëron M. The mast cell IgG receptors and their roles in tissue inflammation. Immunol Rev. 2007;217 SH, Zhang HY, Zeng XN, Chen D, Yang PC. Mast cells and basophils are essential for allergies mechanisms of allergic inflammation and aproposed procedure for diagnosis. Acta Pharmacol Sin. 2013;34
ülseratif koliti yenen var mı